(1136 S. K. m. 164, 165) (1086 S. K. m. 299, 428)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde 3.000.-TL. alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı C. Deri Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sorma dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dilekçesinde, davalılardan Mehmet'in vekili olarak, işçi alacağından dolayı diğer davalı şirkete karşı İş Mahkemesinde dava açtığını, ancak daha sonra aralarında anlaşarak müvekkili olan Mehmet'in davadan feragat edip kendisine azilname gönderdiğini, kendisine hiçbir ücret ödemesi yapılmadığını belirterek 3.000.-TL'nin feragat tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davalı şirket vekili temyiz etmektedir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesine göre sulh ile sonuçlanan (ya da sulhun bir şartı olarak taraflarca öngörülen feragatle sonuçlanan) davalarda; tarafların vekilleriyle yaptıkları vekalet ücreti sözleşmesinden karşı tarafı müteselsil sorumlu tutabilmek için, yapılan vekalet ücreti sözleşmesinin mahkeme önündeki yargılamayı sona erdiren taraf işleminden önce yapıldığının HUMK'un 299. maddesinde öngörüldüğü koşullarda ispat edilmesi gerekir.
HUMK'un 299. maddesi uyarınca imzası kabul edilen veya mahkemece onun olduğuna karar verilen resmi olamayan senet tarihi, imza eden ile mirasçıları hakkında geçerli olup üçüncü kimseler haklarında sonuç doğurmaz. Bir senet kendisine sunulduğu noter veya yetkili memur tarafından usulüne göre onaylanmış ise sunma tarihi ya da imzalayanlardan birinin ölüm tarihi veya imzalanmasına maddi olanağı ortadan kaldıran bir olayın gerçekleştiği tarih ya da o senedin bir resmi işleme esas alındığı tarih üçüncü şahıslar hakkında da geçerli sayılır.
Somut olayda davacı ve davalı Mehmet arasındaki vekalet ücreti sözleşmesi, yukarıda anılan koşulları taşımamaktadır.
O halde mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesap edilecek vekalet ücreti yerine davacı tarafın müvekkili ile yaptığı sözleşmeden davalıyı da müteselsil sorumlu tutarak vekalet ücretine hükmetmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iade edilmesine, 15.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy