(4721 S. K. m. 176)
Dava. Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Kararı
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili 22.08.2008 tarihli dilekçesi ile; 15.03.2007 tarihinde kesinleşen karar ile tarafların boşandıklarını ve davalı yararına aylık 500 YTL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini; ancak davalının mahkemeyi yanıltarak çalıştığını gizlediğini, 2005 yılından beri sigortalı olarak çalışan ve düzenli bir geliri olan davalının yoksulluğundan söz edilemeyeceğini belirterek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı cevabında, evlilik birliği süresince çalışmadığını, sigorta primlerinin hastalık sigortasını da kapsaması gereken 1084 iş günü çalışma zorunluluğunu doldurmak ve sosyal güvenceye kavuşmak amacıyla atılmış bir adım olduğunu, ayrıca 03.10.2008 tarihinde işine son verildiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ise girdiği ve aylık 700 YTL ücretle çalıştığı, yoksulluk nafakasının hukuki dayanağının ortadan kalktığı gerekçe gösterilerek dava kabul edilmiştir.
TMK'nun 176/3-4 maddesi uyarınca irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir"
Somut olayda, davalının boşanma kararının kesinleşmesinden sonra işe girdiği ve aylık 700 YTL ücretle çalıştığı, bu nedenle yoksulluğunun kalktığı kabul edilmişse de; dosyada mevcut Türkiye İş Kurumuna ait bildirgede, davalının Brüt: 700 YTL, yasal kesintiler çıktıktan sonra net 501 YTL, yani asgari ücret tutarında olduğu anlaşılmaktadır.
Yerleşik Yargıtay Uygulamaları ve HGK. kararlarında yalnızca asgari ücretin varlığının yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ilke olarak kabul edildiğinden, her iki tarafın dava tarihindeki ekonomik sosyal durumlarının ilgili yerlerden (Emekli Sandığı, Tapu Sicil Müdürlüğü, Bankalar vs.) resmi şekilde araştırılmadan sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy