(4721 S. K. m. 175,176) (1086 S. K. m. 428) (6100 S. K. m. 362) (YHGK 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar:
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının sigortalı işe girmesi, babasından emekli aylığı ve miras mallarından kira alması nedeniyle yoksulluğu kalmadığından bahisle davalıya ödenen 150 YTL yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmiştir.
Davalı cevabında, asgari ücretle işe girdiğini, daha sonra işten çıkarıldığını, kira geliri de bulunmadığını, annesinin yanında kaldığını beyan etmiştir.
Mahkemece; davalının yoksul durumu kalmadığından bahisle davanın kabulü ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
TMK'nun 175.maddesinde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir. 176/IV. maddesinde ise, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebileceği hükmü getirilmiştir.
Nafaka miktarının değiştirilmesi yada kaldırılması isteklerinin, gelişip değişen şartlar ve hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilmesi icap eder.
HGK.nun 07.10.1998 gün, 1998/656-688 sayılı ilamında " yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi vurgulanmıştır. Ayrıca HGK'nun yerleşik kararlarında, "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasına engel kabul edilmemiştir.
Davada, davalının (kadının) hastanede güvenlik görevlisi olarak 26.08.2008 tarihinde asgari ücret ile işe girdiği, 25.11.2008 tarihinde işten çıkarıldığı, üç ayda bir 500 YTL dul-yetim maaşı aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kira geliri aldığına dair belge ibraz edilmemiştir. Davacının ise başçavuş olarak görev yaptığı ve ikinci kez evlendiği tespit edilmiştir.
Bu durumda davalı kadının ekonomik şartları, onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Ayrıca üç yılı aşkın bir süre önceki tarih itibariyle takdir edilen 150 YTL yoksulluk nafakasının; paranın yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücünü yitirmesi ve davalının ihtiyaçlarının doğal olarak artması sonucunda, en azından değerinin düştüğü bir gerçektir. Davalı kadının bir dönem çalışarak elde ettiği ve babasından aldığı dul-yetim aylığı ile birlikte ödenen nafaka miktarı toplamının davalıyı yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığı açıktır.
Bu nedenle, mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulü ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy