(4721 S. K. m. 176) (YHGK. 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.) (YHGK. 26.12.2001 T. 01.05.2002 T. 2002/2-397 E. 2002/339K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, 27.09.2005 tarihli boşanma ilamında tasdik edilen protokol gereğince, davalıya; aylık 200,00 TL yoksulluk nafakası ödediğini, geçen süre zarfında nafakanın düzenli olarak ödendiğini; ancak, müvekkilinin yeniden evlenmesi nedeniyle masraflarının arttığını; ayrıca, davalı tarafın SSK'lı olarak bir işte çalıştığını iddia ederek; davalının almakta olduğu yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sadece sosyal güvence sağlamak amacıyla abisine ait işyerinde sigortalı gösterildiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalının lehine nafakaya hükmedildikten sonra bir işe girip bir müddet çalışması nedeniyle elde ettiği gelir itibariyle yoksulluk hali ortadan kalkmıştır, gerekçesiyle; davanın kabulü ile, davalının almış olduğu yoksulluk nafakasının dava açma tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davalı kadının, sadece SSK kayıtları getirtilmiş, başkaca gelir durumu araştırılmamıştır. Davacının ise, polis memuru olarak maaş bordrosu getirtilmiş, aylık 1454 YTL maaş aldığı anlaşılmıştır.
Boşanma davasında; tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, düzenledikleri protokolün mahkemece tasdik edildiği, bu protokole göre de; davalı lehine aylık 200 YTL yoksulluk nafakası öngörüldüğü görülmüştür.
TMK'nun 176/111. maddesine göre; "irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmeli halinde mahkeme kararıyla kaldırılır."
TMK'nun 176/IV. Maddesine göre de; " Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."
Davalı lehine hükmedilen nafaka tarafların protokol ile belirledikleri nafakadır. Bu gibi durumlarda salt yoksulluğun kalmış olması nafakanın kaldırılmasına neden olmayıp sözleşmenin (protokolün) yapıldığı karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde taraflardan biri aleyhine katlanamayacak ölçüde bozulmuşsa taraflar artık akitle bağlı tutulmamak için Türk Medeni Kanunun 2.maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilir. Nitekim davacı da bu konuda dava açmıştır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 07.10.1998 gün ve 1998/656;688 sayılı ilamında; "
yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında, "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 07.10.1998 gün-1998/2-656 esas, 1998/688 karar sayılı kararı, 26.12.2001 gün- 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün-2002/2-397-339 sayılı kararları)
Somut olayda, mahkemece; davalının işe girmesi gerekçe gösterilerek nafakanın kaldırılmasına karar verilmiştir. Oysa, davalının aldığı aylık nafaka miktarı 200 YTL olup, başkaca gelirinin bulunup bulunmadığı da saptanmış değildir. Bu miktar parayla davalının, Hukuk Genel Kurulu'nun 07.10.1998 gün ve 1998/656;688 sayılı ilamında belirtilen ihtiyaçları karşılaması mümkün görünmemektedir. O halde, davalının geçimini temin etmek için çalışması zorunluluk arzetmektedir. Öte yandan, davalının aldığı nafaka miktarı ile SSK'lı işten aldığı ücret miktarı toplamının, onu, yoksulluktan kurtarmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki, davalı çalıştığı işten de çıkmış olup, halen işsiz durumdadır.
Mahkemece; yukarıdaki ilke ve esaslar çerçevesinde, tarafların ekonomik ve sosyal durumları tam ve sağlıklı olarak araştırılıp, davalının yoksulluğunun ortadan kalkıp kalkmadığı tartışılıp, değerlendirilmeden; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy