(4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının boşandıklarını boşanma ilamı ile davalı lehine aylık 200 YTL yoksulluk nafakasına hükmolunduğunu, ancak boşanma sonrasında davalının sigortalı olarak çalışarak gelir elde etmeye başladığını, elde ettiği geliri itibariyle yoksulluğunun ortadan kalktığını ileri sürerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı cevabında, işten ayrıldığını, halen Ocak 2008'den beri işsiz olduğunu ileri sürüp davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 176/3.maddesine göre, yoksulluk nafakası nafaka alacaklısının yoksulluğunun kalkması halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Dosyada elde edilen delillere göre; davacı tarafından dosyaya sunulan ve mahkemece de celbedilen davalıya ait SSK hizmet cetvelinde, davalının dava tarihi olan 01.11.2007 tarihi öncesi ve sonrasında (2007 yılının 1. ayı ve 2008 yılının 2.ayı arasında bu aylar dahil) çalışması bulunduğunun anlaşıldığı ve ayrıca da dosya içerisinde bulunan İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 21.07.2008 ve 22.09.2008 havale tarihli yazı cevaplarına göre, davalının en son olarak 28.02.2008 tarihinde sigortalılıktan çıkışının yapıldığı, bu tarihten sonra çalışmasına rastlanılmadığı, iş yeri ünvanının da, Kadıköy Kocayel CD Kerembey Sok. No:2 işyeri adresli Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmet A.Ş. olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda ise, davalının dava tarihi itibariyle çalıştığı işyerinden aylık ne kadar maaş aldığı, işinin sürekli bir iş olup olmadığı, kendi isteğiyle mi iş yerinden ayrıldığı, yoksa işyeri tarafından mı işten çıkarıldığı araştırılarak sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken tanık beyanlarına göre hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy