(4721 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 345, 347, 428)
Dava dilekçesinde 5000 TL asıl ve 8.166,43 TL işlemiş faiz alacağı toplam 13.166,43 TL için icra takibine vaki itirazın iptali icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davalının 2002 yılında Eskişehir sınırları içerisinde bulunan bir tarlayı almak istediğini ve bu tarlanın yarı bedeli karşılığında müvekkilinden 5000 TL borç aldığını ve bunun karşılığında da taraflar arasında 11.04.2002 tanzim ve 12.04.2002 vade tarihli, 5000 TL bedelli, davacının lehtarı, davalının da keşidecisi olduğu dava konusu bononun düzenlendiğini ve bononun davacıya verildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini bundan dolayı da 15.03.2007 tarihinde davalı hakkında 5000 TL asıl ve 8.166,43 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 13.166,43 TL alacak için adi icra takibi yapıldığını davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu ileri sürülerek itirazın iptaline takibin devamına %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı taraf davaya cevabında, davaya konu bono bedeli olan 5000 TL borcun davalıya ödediğini, ancak bononun kendisine iade edilmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, borcun davalı tarafından ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 6.maddesine göre, “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemediği taktirde nihai olarak karşı tarafa yemin teklif eder. Bu yemin türüne de taraf yemini veya kesin (kati) yemin denir.
Kendisine yemin teklif edilen taraf; yemin teklifini kabul eder ve usulüne uygun yemin ederse bununla yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı ispat edilmiş olur (kesin delil), yemin teklif edilen taraf duruşmaya gelip yemin etmez ve yemini (onu teklif eden tarafa) reddetmemişse yeminden kaçınmış (çekinmiş) ve böylece yemin konusunu teşkil eden vakıayı ikrar etmiş sayılır (HUMK 347/1. mad). Kendisine yemin teklif edilen taraf, bu yemini teklif eden tarafı reddedebilir (HUMK.347/1.mad); Kendisine yemin reddedilen taraf yemin ederse o vakıanın mevcut olduğu (kesin delille) ispat etmiş sayılır; yeminden kaçınırsa vakıanın mevcut olmadığını ikrar etmiş sayılır (HUMK 347/II.maddesi).
Bu açıklamalardan sonra somut olayımıza da; öncelikle her iki tarafın avukatlarına verilen vekaletnamelerinde yemin teklif, kabul ve reddine ilişkin yetki verilmiştir. Son celse olan 31.12.2008 tarihli celsede davalı vekili dava konusu borcun davalıya ödendiğini, ancak ellerinde bu ödemeye ilişkin yazılı belge bulunmaması nedeniyle ödemeyi ispat edemediklerinden bahisle davacı tarafa yemin teklif etmiştir. Davalı tarafın bu yemin teklifine karşı davacı vekili beyanında "yemin teklifini kabul etmiyoruz. Bizim yazılı delilimiz vardır. Karşı taraf bunu yazılı belge ile ispat etmesi gerekir, davamız kabul edilsin..." şeklinde beyanda bulunmuş, mahkemece taraf vekillerinin bu beyanları üzerine başkaca araştırma yapmadan ve yemin prosedürünün usulüne uygun şekilde işletilmeden davalı tarafın borcunu ödemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme, yemin prosedürü usulüne uygun işletilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Zira; davacı tarafın yemin teklifine karşı vermiş olduğu cevabın mahiyeti şudur; kendi ellerinde yazılı delil (bono) olduğundan vakıalarını ispat ettiklerini bu nedenle de kendilerine bu konuda yemin teklif edilemeyeceğini teklif edilen yeminin usul yasasına uygun olmadığını ileri sürüp kabul etmediğini bildirmiştir. Oysa, yazılı belgenin aksi yasal delillerle ispatlanabilir. Yeminde yasal delillerdendir. Davalı tarafın teklif ettiği yemin HUMK 345. maddesine uygundur. O halde mahkemece davalının davacıya yemin teklif edebileceğine dair bir ara kararı oluşturulup HUMK. 347. maddesi uyarınca yemin teklifini kabul edip etmediği davacıdan sorulup, kabul ettiği taktirde usulüne uygun şekilde eda ettirilmesi, kabul etmediği taktirde de karşı tarafa (davalıya) reddedip reddetmediğinin sorulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)