(4721 S. K. m. 169)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı tarafından açılan yardım nafakası davasında; herhangi bir gelir ve malvarlığının bulunmadığı, yardıma muhtaç olduğu ve öğrenci olduğu ileri sürülerek; babası olan davalıdan aylık 3.000,00 YTL yardım nafakasına hükmolunması talep ve dava edilmiştir.
Davalı, özel okul giderlerini ödediğini, bir kısım giderlerini de karşıladığını, davacının isterse avukat olan davalıya ait büroda çalışarak geçimine katkıda bulunabileceği belirtilerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, "davalı babanın davacı olan çocuğunun maddi ve manevi ihtiyaçlarıyla ilgilendiği, davacının da isterse çalışabileceği " gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 364.maddesine göre; "herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür."
Yine 365/2. maddesinde de, "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" hükmü yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Dosyada elde edilen delillerden, davacının ve yanında barındığı annesinin yeterli gelir ve malvarlığının bulunmadığı, bu nedenle annenin de geçimini davalıdan aldığı nafaka ile sürdürdüğü, davalının ise yeterli gelirinin bulunduğu tesbit edilmiştir.
Nafaka borçlusunun, nafaka dışında çocuğa bir takım giderler yapmış olması kendisini nafaka sorumluluğundan kurtarmayacağı gibi, bu durum hakimin tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve çocuğun yoksulluk durumu ve ihtiyaçlarına göre yardım nafakası takdir etmesine engel değildir. Kaldı ki nafaka yükümlüsünün ihtiyarıyla ödemekte olduğu giderleri yapmaktan vazgeçmesi halinde, karşı tarafın elinde zorlayıcı bir unsurun bulunması gerekli olduğundan mahkeme tarafından nafaka takdirinin yapılması gerekir.
O halde yoksulluk içerisinde ve yardıma muhtaç olan davacı çocuk için TMK'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de göz önünde tutularak bir miktar yardım nafakasına hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy