(4721 S. K. m. 4,197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, eş ve küçük çocuk için önceki tedbir nafakasının arttırılması istenilmiş, mahkemece; taraflar arasında görülen boşanma davasının yargılama sonucunda tarafların boşanmalarına karar verildiği nafaka konusunda taraflarca herhangi bir talep olmadığından bu konuda karar verilmediği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, boşanma davası öncesinde hüküm altına alınan ve boşanma davası sırasında karar altına alınamayan tedbir nafakasının son bulduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK. 197. Maddesine göre; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin, istemi üzerine birinin diğerine vereceği parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda davacı boşanma davası açılması sebebi dışında diğer sebeplerle eşinden ayrı yaşamakta haklı olduğu iddiası ile kanunda gösterilen (TMK.md197/2.200) tedbirin alınmasını (nafakanın artırılmasını) istemiştir.
Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Önceki davada takdir edilen nafaka miktarı, davanın açıldığı tarih (19.2.2005) itibariyle takdir edilmiştir. Bu davanın (artırım davasının) açılış tarihi ise (05.09.2008) tarihi olup, aradan 3 yılı aşkın süre geçmiştir. Bu süreçte şartların değiştiği şüphesidir. Davacı tarafın şartların değişmesi nedeniyle artırım davası açmakta hukuki yararı mevcuttur.
Mahkemece; boşanma kararının 26.01.2009 tarihinde kesinleştiği gözetilerek dava tarihinden boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için davacı tarafın tedbir nafakasının artırılması talebinin kabulü ile MK.nun 4. Maddesinde dikkate alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy