(233 S. KHK. m. 1)
Dava: Dava dilekçesinde 4.110,17 YTL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Kararı
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı; davalı idare ile 04.04.2002 tarihinde düzenlenen protokoldeki esaslara uyularak rapor tanzim edilmek suretiyle, taahhütname bedellerinin yatırılması şartıyla irtifak hakkı için izin verildiği, ancak bedel yatırılmadığı gibi, taahhütname de verilmediğinden arazi tahsis bedeli olarak 4.110,17 YTL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece protokolün dayanağı olan 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince, yeni yapılan yasal düzenlemede Devletçe yapılan veya işletilenlerden bedel alınmayacağı hükmü getirilmekle ve davalı kurum KİT konumunda olup izin raporu ve izin olurunun kamu yararı nedeniyle verildiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre; taraflar arasında 6831 sayılı OK'nun 17. maddesi uyarınca 04.04.2002 tarihinde bedeli karşılığında enerji nakil hattı geçirilmek üzere protokol düzenlenmiş olup, mahkemenin red kararına gerekçe yaptığı 17. maddenin 3. fıkrası (Anayasa Mahkemesi'nin 08.11.2003 tarihli ve 25283 sayılı R.G.'de yayımlanan, 17.12.2002 kabul tarihli ve E. 2000/75, K. 2002/200 sayılı kararı ile iptal edilen fıkra) Turizm alan ve merkezleri dışında kalan Devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler için gerçek ve tüzelkişilere, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı'nca bedeli karşılığı izin verilebilir... şeklinde iken; iptal kararından sonra yapılan düzenlemede: Savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı ve katı atık bertaraf tesislerinin; sanatoryum, baraj, gölet ve mezarlıkların; Devlete ait sağlık, eğitim ve spor tesislerinin ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde, gerçek ve tüzel kişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığı'nca izin verilebilir. Devletçe yapılan ve/veya işletilenlerden bedel alınmaz... hükmü getirilmiştir.
Davalı TEDAŞ'ın 233 sayılı Kamu iktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunduğu açıktır. Anılan KHK, Kamu İktisadi Teşebbüslerini İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları olmak üzere iki gruba ayırmıştır. Bunlardan İktisadi Devlet Teşekkülleri, sermayesinin tamamı Devlete ait olmak, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek ve hususi hukuk hükümlerine tabi bulunmak üzere; Kamu İktisadi Kuruluşları ise, yine sermayesinin tamamı Devlete ait olmak ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mallar ve hizmetler üretmek, pazarlamak üzere kurulmuşlardır.
233 sayılı KHK'nin 1. maddesinde İktisadi Devlet Teşekküllerinin ticaret şirketleri gibi verimlilik ve karlılık ilkeleri doğrultusunda çalışacakları vurgulanmış, sonraki hükümlerde teşebbüslerin kuruluş ve müesseseler biçimde teşkilatlanacakları açıklanmış, 16. maddede kurulacak müesseselerin statülerini ve unvanlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirecekleri, bunların özel hukuk hükümlerine tabi olacakları, sorumluluklarının sermayeleri ile sınırlı bulunduğu, Genel Muhasebe Kanunu ile İhale Kanunu hükümlerinin bunlara uygulanmayacağı, Sayıştay denetimine tabi olmadıkları hükme bağlanmıştır. Kanun koyucunun özel hukuk hükümlerine tabi tutmak suretiyle, bunların birer ticaret şirketi veya tacir olduklarını benimsediği anlaşılmaktadır.
233 sayılı KHK hakkındaki bu kısa açıklamadan sonra, davalı TEDAŞ'ın ana statüsü bakımından incelenmesinde yarar görülmüştür.
Türkiye Elektrik Kurumu 233 sayılı KHK'nin verdiği yetki ile Resmi Gazete'nin 9 Kasım 1984 sayısında yayımlanan ana statü ile kurulmuş olup, statünün 3. maddesinde kurumun tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk, hususi hukuk hükümlerine tabi ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir Kamu İktisadi Kuruluşu olduğu açıklanmıştır. 12.08.1993 gün ve 93/4789 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye Elektrik Üretim, İletim A.Ş. (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) unvanı ile İktisadi Devlet Teşekkülleri oluşturulmuştur.
TEDAŞ ana statüsünün 4. maddesinde, bu teşekkülün elektrik dağılımı yanında, faaliyet konuları ile ilgili menkul, gayrimenkul almak ayni ve fikri haklara tasarruf etmek için işletme, iştirak kurarak çalıştırabileceği ve bütün bunları bir ticari işletme kurup işleten tacir gibi verimlilik ve karlılık esaslarına göre yapabileceği belirtilmiştir.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri ticari işletme kurup işlettikleri için, tacirdirler. Sermayelerinin Devlete ait olması ve bazı yönetim organlarının tayin usullerinin özellik arz etmesi, bu kurumlara kamu hukuku müessesesi vasfı kazandırmaz; özel hukuk tüzel kişileridirler ve haklarında hususi hukuk hükümleri uygulanır.
Bu nedenlerle devlet ormanlarında irtifak hakkı tesisi için izin verilmesi kamu yararı bulunması koşuluna bağlı tutulmuş olup, davalı özel hukuk tüzel kişisi olmakla izin isteminin ancak bedeli karşılığı olması gerektiği gözetilmeden, davalı kurumun KİT konumunda bulunması nedeniyle bedel alınamayacağına dair yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy