(4721 S. K. m. 197) (1086 S. K. m. 67)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dilekçesi ile; taraflar arasında görülen ve redle sonuçlanan boşanma davasında aylık 700 YTL tedbir nafakasına hükmedildiğini, kararın kesinleşmesi ile de sona erdiğini; ancak, halen ayrı yaşadıklarından, müvekkilinin davalı kocasının desteğine ihtiyaç bulunduğunu iddia ederek; davacı için ayda 1500 YTL tedbir nafakasına karar verilmesini talep etmiş, ayrıca; müşterek çocukların 18 yaşını doldurduğunu, fakat üniversite eğitimine devam ettiklerini belirterek davacı K. için 1000 YTL, K. için de 1500 YTL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, müşterek çocuklar için vekaletnameyi duruşmada takdim edeceklerini beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; davacı S. B. için TMK'nın 197. maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 800.00 YTL tedbir nafakası takdirine, bunun davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; dava dilekçesinde davacı olarak adlandırılan K. B. ve K. B.'a ilişkin şekli davanın ise HUMK'nun 67/1. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacılar (müşterek çocuklar) K. ve K. vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; 09.04.2008 tarihli dilekçesinde; ayrı yaşamada haklılık iddiasıyla, davacı eş için tedbir nafakası; reşit olan müşterek çocuklar için de, üniversitede okuduklarından bahisle, yardım nafakası talep etmiştir. Dilekçesine sadece davacı eşden aldığı vekaletnameyi eklemiş, reşit olan çocuklara ilişkin vekaletnameleri yargılama sırasında ibraz edeceğini beyan etmiştir. Gerçekten de, 10.06.2008 tarihli ilk celsede, davacılardan (müşterek çocuklardan) aldığı vekaletnameleri dosyaya sunmuş bulunmaktadır.
Her ne kadar, mahkemece; (tensiple alınan ara kararına dayanılarak) dava dilekçesinde şekli davacı olarak gösterilen K. B. ve K. B. açısından HUMK'nun 67/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; bu hükmün uygulanabilmesi için mahkemece; kesin bir süre içinde vekaletnameyi getirmek üzere mehil verilmiş olması gerekmektedir. Olayımızda böyle bir durum söz konusu değildir. Mahkemece, davacılara veya vekile verilmiş bir mehil bulunmamaktadır. "Davacı, vekaletnamesiz dava açmış olan vekile (veya başka bir vekile) sonradan bir dava vekaletnamesi verir ve vekil bu vekaletnameyi mahkemeye vererek davayı takip ederse, bununla davaya icazet vermiş olur. Böylece, vekaletnamesiz vekilin yapmış olduğu bütün usul işlemleri ve bu arada dava açılması geçerli hale gelir. Bu halde, vekaletnamenin davanın açıldığı tarihten sonra verilmiş olmasının davanın açılış tarihine bir etkisi yoktur. Çünkü icazet, temsil yetkisi eksikliğini davanın başından itibaren kaldırır ve vekilin yapmış olduğu bütün işlemler geçerli hale gelir." (Prof. Dr. Baki Kuru-Hukuk Muhakemeleri Usulü adlı kitabının (5. Baskı, I. Cildinin) 825. sahifesi)
Davacılar, vekalet olmaksızın davayı açan vekile; davayla ilgili ilk celseden önce vekalet verip davayı vekille takip iradelerini ortaya koymuş olduklarına göre, mahkemece; davaya bakılıp uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile, HUMK'nun 67/1. maddesine yanlış anlam verilmek suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy