(818 S. K. m. 49)
Dava: Dava dilekçesinde 5.000 YTL manevi tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, sicil amiri olan davalıların davacı hakkında 2002 yılında olumsuz sicil raporu düzenlemeleri ve sicil raporunda kullandıkları ifadeler nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalıların temyiz itirazları yönünden;
Davacı hakkında 2002 yılında düzenlenen olumsuz sicil raporu, İdare Mahkemesinin 30.1.2004 günlü kararı ile iptal edilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı, bu iptal kararına dayanarak davalıların kişisel kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Yerel mahkemece, olumsuz sicilin idare mahkemesince iptal edilmiş olması kişisel kusur olarak kabul edilmiş ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Oysa idare mahkemesi kararları, davacı ile kurumlar arasındaki yargılama sonucu verilmiş kararlar olup, o davalarda taraf durumunda bulunmayan davalılar yönünden bağlayıcı değildir. Davacı, bu davada davalıların kişisel kusurlu (kin, hınç, düşmanlık ve benzeri duygularla) davrandıklarını kanıtlamak zorundadır.
Sicil raporunun idare mahkemesince sicillerin objektif doldurulmadığı somut verilere dayanmadığı, sicile esas alınan bulguların gerçeği yansıtmadığı ve de hukuka uygun olmadığı düşüncesiyle iptal edilmiş olması başlı başına tazminatı gerektirmez. Sorumluluk için bu işlemin kişisel ağır kusur ve zarar verme (kin, garez, husumet vs) kastıyla yapılmış olduğunun ispatı gerekir. Sicil doldurulurken objektif davranmama olgusu yalnız başına, idare hukuku açısından ve idareye karşı açılan davada yapılan bir belirlemedir. Her objektif sicil doldurmama eylemi sorumluluk hukuku yönünden tek başına sorumluluk nedeni oluşturmaz.
O halde mahkemece ispat edilemeyen davanın reddi yerine aksi düşüncelerle kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy