(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 404)
Dava: Dava dilekçesinde takibe itirazın iptaliyle % 40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; taşınmaz tellallığı yapan davacı ile davalı arasında 15.07.2005 tarihli sözleşme yapıldığı, davalının sözleşmede belirtilen daireyi görüp beğendiği, sonrasında da tapuda işlem yaparak satın aldığı, buna rağmen sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödemediği, tahsili için yapılan takibe de haksız olarak itiraz ettiği ileri sürülerek takibe itirazın iptaliyle % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; yanlar arasındaki sözleşmede taşınmaz satıcısının imzasının olmadığı, dosyadaki delillere göre taşınmaz satımı konusunda davacının tellal olarak yetkisinin ispat edilemediği, böylelikle davalıdan istemde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ve % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı taraf, davacının taşınmaz satıcısından aldığı herhangi bir yetki olmadığı halde, kendisini satıma aracılık hususunda yetkiliymiş gibi göstererek 15.07.2005 tarihli sözleşmeyi imzalattığını, bu durumu sonradan öğrendiğini, daireyi de sahibinden satın aldığını, yer göstermek dışında davacının başkaca bir iş de yapmadığını savunmuş ise de; BK'nın 404. ve devamı maddelerinde düzenlenen tellallık sözleşmesinin tellal ile alıcı arasında düzenleneceği belirtilmiş olup, bu sözleşmede satıcı olarak taşınmaz sahibinin de imzasının bulunacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı tellal ile davalı arasında düzenlenen sözleşme geçerlidir.
Mahkemece, yanlar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy