(4721 S. K. m. 176)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili; tarafların 2001 yılında evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, Bursa 3.Aile Mahkemesinin 2005/81 E. 2005/746 K. sayılı ilamı ile 7.7.2005 tarihinde boşandıklarını, boşanma kararı ile davalı yararına 125.-YTL. yoksulluk, müşterek çocuk için aylık 75.-YTL. iştirak nafakasına karar verildiğini, müvekkilinin nafaka miktarını iş bulamaması nedeni ile düzenli şekilde ödeyemediğini, müvekkilinin davalı eşi ve adamları tarafından tehdit edildiğini, yaşadığı olaylar karşısında psikolojik rahatsızlık geçirdiğini, halen tedavisinin devam ettiğini, davalının gelir getiren işi olduğunu, ileri sürerek müvekkilinin davalıya ödemekte olduğu aylık 125.-YTL. yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, müşterek çocuk için taktir edilen iştirak nafakasının da aylık 50.-YTL.yi indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; sigortasız işlerde çalıştığını, küçük bir büfe açtığını, davacının nafaka ödemediğini, çocuğu ile ilgilenmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davalı yararına taktir edilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 75.-YTL. ye indirilmesine, nafakanın tamamen kaldırılması talebinin reddine, müşterek çocuğun nafakasının indirilmesi talebinin ise reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK. 176/3. maddesinde, yoksulluk nafakasının, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılacağı hükme bağlanmıştır.
Dosya içeriğinden; tarafların 7.7.2005 tarihli kararla boşandıktan sonra davacının tekrar evlenip ayrıldığı, boşanma olayından sonra psikolojisi bozulmakla çalışamadığı, halen aile desteği ile yaşadığı, davalının ise annesi ile birlikte oturmakta olduğu, babasından yetim maaşı almaya hak kazandığı, 21.6.2007 tarihi ve sonrasında davacı eşini tehdit ve kasten yaralama suçundan sanık H. K. ile birlikte Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olduğu, 14.10.2008 tarihli duruşmada, "birikmiş 30-35 milyar lira nafaka alacağı olduğu, gelir durumunun yeterli olduğu, kendisini geçindirecek kadar para kazandığını beyan ettiği", küçük bir büfe çalıştırdığı, aylık kazancının 700,00 YTL olduğu, kasım 2006 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğu "anlaşılmaktadır.
O halde; boşanma kararından sonra davalının isteğe bağlı sigortalı olarak çalışmaya başlaması, kendisini geçindirecek kadar kazancının olması, nafaka alacağının birikmesi ve bu durumun taraflar arasında tehdit ve müessir fiil olaylarına sebep olacak boyuta ulaşması nazara alınmadan ve bu hususlar tartışılmadan yetersiz gerekçe ile yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy