(4721 S. K. m. 177, 182, 327, 328, 336)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde; boşanma kararı ile velayeti kendisine verilen müşterek çocuklar için ödenmekte olan 175 YTL'den iki çocuk için aylık 350 YTL olan iştirak nafakasının, şartların değişmesi ve çocukların ihtiyaçlarının artması nedeniyle düşük kaldığını belirterek; her bir çocuk için aylık nafakanın 500 YTL'den toplam1000 TL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunmuş ve yetkili mahkemenin kendi ikametgahı olan Lüleburgaz Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, dava iştirak nafakasının artırım talebine ilişkin olup, MK.327 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, bu maddeler incelendiğinde; iştirak nafakasına yönelik, özel yetkili mahkemeye ilişkin bir düzenleme olmadığı, genel yetki kurallarının iştirak nafakasında uygulanması gerektiğinden bahisle; mahkemenin yetkisizliği cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Boşanma halinde taraflar velayet hakkını birlikte kullanamayacaklarından velayet hakkı taraflardan birine verilir. (TMK.md.182/1, TMK.md.336/3 son cümle) Velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuk ile kendisi arasında kişisel ilişki düzenlenirken, çocuğun özellikle sağlık, terbiye ve ahlak bakımından yararları esas alınır (TMK md.182/2). Ayrıca, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılması gerekir (TMK.md.182/2 son).
Her ne kadar, mahkemece; iştirak nafakasının TMK.nun 327 ve devamı maddelerinde düzenlendiği ifade edilmiş, ise de; boşanma halinde müşterek çocuklarla ilgili düzenlemeler ve bu arada nafaka hususu yukarıda bahsedilen hükümler kapsamında değerlendirilmelidir. İştirak nafakası; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında yapacağı katkının (parasal değerin) hakim tarafından belirlenen miktarıdır. Küçüğün reşit olduğu tarihe kadar hüküm ifade eder. Dolayısıyla iştirak nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesi ile başlar, kural olarak lehine nafaka bağlanan çocuğun reşit olmasına kadar devam eder (TMK.328/1).
TMK'nun 177.maddesinde ise; "boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir" düzenlemesi mevcuttur. Madde boşanmadan sonra açılacak yeni nafaka davaları ya da hükmedilmiş nafakanın artırılması veya azaltılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemelerini yetkili kılmaktadır. Dolayısıyla, boşanmayla hükmedilen iştirak nafakasının artırılmasına ilişkin davada da bu hüküm uygulanmalıdır. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir. Zira, yukarıdaki düzenleme ile zayıf durumda bulunan davacıyı koruma amacı taşıyan genel yetki kuralı getirilmiştir. Kanun koyucu genel yetki kuralı getirmekle davacıya seçimlik hak tanımıştır. Buna göre davacı (nafaka alacaklısı); isterse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, isterse HUMK.'nun 9.maddesi gereğince davalının ikametgahı mahkemesinde dava açabilecektir. Somut olayda, davacı; kendi ikametgahı olan Ödemiş Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açarak seçimlik hakkını kullanmıştır. O halde, mahkemece; davalının yetki itirazının reddi ile işin esası incelenmeli, sonucu dairesinde hüküm verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ile davalının ikametgahının Lüleburgaz olduğundan bahisle yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy