(1086 S. K. m. 9, 13, 21, 23, 428) (HGK. 25.12.2002 T. 2002/11-1105 E. 2002/1102 K.)
Dava: Dava dilekçesinde 1.500.-TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; yanların paydaşı oldukları ve fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazların davalılarca tasarruf edildiği, payı karşılığı davacıya herhangi bir bedel ödenmediği ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 1.500.-TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; ecrimisil istenilen taşınmazların Ordu İli, Kumru İlçesi sınırları içerisinde olduğu, HUMK'un 13. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Kumru Mahkemeleri olduğu, gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK'un 13. maddesi uyarınca taşınmazın aynına ilişkin davaların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi esastır.
Ecrimisil ise; haksız işgal tazminatı olup, 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda haksız eylem olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle; ecrimisil davaları taşınmazın aynına ilişkin davalardan olmayıp, HUMK'un 13. maddesindeki kesin yetki kuralının bu davalarda uygulama imkanı bulunmamaktadır. Genel yetki kuralları uyarınca davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabileceği gibi, HUMK'un 21. maddesine göre haksız işgalin vuku bulduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir.
Yine HUMK'un 9/2. maddesine göre; davalı birden fazla ise dava bunlardan birisinin ikametgah mahkemesinde açılabilir. HGK'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 E. ve 1102 K. sayılı kararında da bir dava için birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacının bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahip olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda; seçimlik hakka sahip olan davacı davalılardan M.'in ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde dava açmış olup, HUMK'un 21. maddesindeki yetki kuralı da genel yetki kuralını ortadan kaldıracak şekilde kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralı olmadığından, yetki itirazının reddiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy