(818 S. K. m. 248)
Dava: Dava dilekçesinde kira parasının Ocak 2008 gününden başlayarak aylık, 10.000 ABD doları olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüyle aylık kira parasının 1.6.2008 tarihinden itibaren 1.500 TL tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, taşınmazdan önceki malikle yaptığı kira sözleşmesi uyarınca kiracı olan davalının ödediği aylık 1.447 TL kira parasının Ocak 2008 tarihinden itibaren 10.000 ABD doları olarak tespitini istemiştir.
Davalı cevabında, husumet ve süre yönünden davanın reddini istemiş, talep edilen bedelin fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece; davaya konu mecura ilişkin 15.1.2000 başlangıç tarihli önceki malikle davalı arasında mevcut kira sözleşmesi bulunmakla birlikte, kira sözleşmesinin ve ilişkisinin tarafların beyanlarıyla bağlı kalınarak 1.6.2007 kabul edilmek suretiyle. 1.6.2008 tarihinde başlayan döneme ilişkin aylık kira parasının 1.500 TL olarak tespitine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak, önceki malikle davalı arasında yapılan 15.1.2000 tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesi mevcuttur.
Taşınmazın kira bedelinin saptanmasına yönelik olarak alınan 22.9.2008 tarihli bilirkişi raporunda; tarafların kabulüne göre, kira sözleşmesinin 1.6.2007 başlangıç tarihli olduğu değerlendirilip endeks uygulamasına göre 1.6.2008 kira parasının 1.605.40 TL olacağı belirtilmiştir.
Daha sonra alınan 2.9.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise 15.1.2000 tarihli kira sözleşmesi esas alınıp hak ve nesafet uygulamasına göre taşınmazın 15.1.2008 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin 7.500 TL olacağı belirtilmiştir.
Davacı vekili yargılamada: 15.1.2000 başlangıç tarihli kira sözleşmesini kabul etmediklerini, 22.6.2008 tarihli rapora göre karar verilmesini talep ettiklerini, başlangıç tarihinin ilk rapordaki gibi 1.6.2008 olduğunu beyan etmiş, davalı vekili de 22.9.2008 tarihli rapora göre karar verilmesini istemiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin kabulünün tarihe yönelik olabileceği, yanılgılı beyanda bulunabileceği dikkate alınarak bu husus açıklığa kovuşturulmak suretiyle karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene reddine, 21.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy