(4721 S. K. m. 995)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, 10.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin daha önce malik bulunduğu taşınmaza, davalı kurumca, kamulaştırma yapılmadan, asfaltlanarak yol ve kaldırım olarak kullanılmak suretiyle tecavüz edildiği ve davacı müvekkilinin mülkiyet hakkının engellendiğini ileri sürerek; taşınmazın satın alındığı tarihten (31.10.2003 tarihinden), açılan kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davasının kesinleştiği 11.06.2009 tarihine kadar geçen süre için, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla, 10.000 TL ecrimisilin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar planında yol gövdesinde kaldığını ve yine ekonomik olarak faydalanılmasının mümkün olmadığını, davacının davasının hukuki dayanağının da olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ... davacı bu taşınmazı satın aldığında yani 31.10.2003 tarihinde taşınmaz yol durumundadır. Dolayısıyla, davacı taşınmazdan yararlanamayacağını bilmektedir. Bir zararı yoktur. Gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu bağ vasfındaki taşınmazı 31.10.2003 tarihinde satın almıştır. 30.05.2007 tarihinde açtığı kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası sonucunda; 20.000 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığından tahsiline karar verilmiştir.
Davalı belediyenin, taşınmaza haksız el attığı mahkeme kararıyla saptanmış olduğuna göre; davacı, taşınmazı satın aldığı tarihte kamulaştırmasız el atma davasının dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil talebinde bulunabilir. Mahkemece, bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy