(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 66) (1086 S. K. m. 433)
Dava: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/682 Esas sayılı dosyası ile elektrik borcunun bulunmadığından bahisle, davalı TEDAŞ aleyhine menfi tespit davası açtığını; mahkemece, 13.541,277 TL borcunun bulunduğu belirtilerek, red kararı verildiğini; davalı şirketin kararı kesinleşmeden icraya koyarak, 13.541 TL anapara ve 36.960 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.500 TL üzerinden 31.10.2005 tarihinde parayı tahsil ettiğini; ancak, mahkeme kararının Yargıtay'ca bozulduğunu ve bozmaya uyularak borçlu bulunmadığının tespitine karar verildiğini; ödediği 50.500 TL'nin iadesi için İcra Dairesine talepte bulunmuş ise de sonuç alamadığını, davalının haksız zenginleştiğini ileri sürerek; 50.500 TL asıl alacak ve 62.307 TL birikmiş reeskont faiz alacağı olmak üzere toplam 112.807 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, niteliği itibariyle İ.İ.K. nun 72.mad. anlamında istirdat davası olup; ödeme tarihi (31.10.2005) itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini; ayrıca, B.K. 66.maddesi gereğince de 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ...bilirkişi raporuna itibar edilerek, davanın ödeme tarihinden itibaren asıl alacağına (50.500.00 TL.ye) yasal faiz talep edebileceğinden ve yasal faiz olarak ödeme tarihi ile dava tarihine kadar geçen süre için hesaplanan 22.896,86 TL ile birlikte toplam: 73.396,86 TL üzerinden talepte bulunmaya davacının haklı olduğu, gerekçesiyle" davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından;
Davacı vekili, 11.6.2010 tarihinde tebliğ edilen hükmü (davalı tarafın temyiz dilekçesi de 7.7.2010 tarihinde tebliğ edilmiş) 22.7.2010 tarihinde temyiz etmektedir.
H.U.M.K.nun 433/2. maddesine göre 10 günlük (cevap süresi) temyiz süresi geçmiş olduğundan 1.6.1990 gün ve 1989/3 E, 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davada: sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istenilmektedir. Davalının sebepsiz zenginleşmesinin, kendisine yapılan ödemenin dayanağı ilamın bozulmakla ortadan kalkması ve aksi yönde yeni bir hükmün oluşturulmasıyla sonradan ortaya çıktığı ve bunun üzerine iade borcu altına girdiği anlaşıldığına göre, iadenin talep edildiği tarihten, başka bir anlatımla temerrüd tarihinden itibaren faize hükmedilebilir. Davalı, dava tarihinden önca temerrüde düşürülmemiş olduğundan, dava tarihinden öncesi için faiz hesabı yapılıp hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy