(2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde 4.412,00 TL için takibe yapılan itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; davalı kiracının, önceden haber vermeden kiralananı terk edip gittiğini, 31 Aralık 2007 tarihinden 31 Ağustos 2008 tarihleri arası için kira borcunu ödemediğini, su deposu ile güneş enerjisini çalışır halde bırakmadığından boşa akan su nedeniyle gelen fatura bedelini de ödemediğini; toplam 4412 TL alacaklarının tahsili için yaptıkları icra takibine de davalıların haksız itiraz ettiğini iddia ederek; itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A., borcunun olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; kira sözleşmesinin başlangıcının 01.09.2006 olup, kira müddetinin 1 yıl olduğu, davalılardan A.'un sözleşmeyi kiracı diğer davalı A.'nin kefil sıfatı ile imzaladığı, davalı kiracı A.'un kira müddeti süresince kiralananda oturduğu, kira bedelini ödediği, kira sözleşmesi süresi bittikten sonra da 3 ay oturup kiralananı tahliye ettiği, davacının; kiralananın tekrar kiraya verilmesine kadar geçen 8 aylık süreye ilişkin kira bedelini davalılardan talep ettiği, duruşmada diğer taleplerinden vazgeçtiği; sözleşmedeki kira süresinin 1 yıllık olması sebebiyle kiralananın tahliyeden sonra boş kaldığı 8 aylık kira bedelinin kiracıdan ve kefilden talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davalı kefilin sorumluluğu sözleşmede belirlenen süreyle sınırlı olduğundan, kefil yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik yok ise de; taraflar arasındaki kira sözleşmesi 1 yıllık olup, sözleşme; süresi sonunda yenilenerek devam etmiştir. Kiracı, kiralananı uzayan sözleşme süresi sona ermeden tahliye etmiştir. Kira süresinin bitiminden önce haklı bir neden olmaksızın kiralananın tahliyesi halinde, kiracının kalan sürenin tüm kira paralarından sorumlu olacağına ilişkin bir cezai şart kararlaştırılmamış ise; kiracının sadece, tahliye tarihi ile kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarih arasındaki dönemin; eş söyleyişle yeniden kiralama için gereken makul sürenin kira parasından sorumlu tutulması icabeder. Mahkemece, bu makul sürenin bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi ve belirlenecek bu süreyle sınırlı olarak kiracının sorumluluğu yoluna gidilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy