(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 151)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde, 9750.-TL kira alacağı için yapılan takibe yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, kira alacağının tahsili için tahliye istemi ile başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiklerinden bahisle itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 oranında icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacı kiralayanın yıllık kira bedelini ispatla yükümlü olduğu, ayrıca adi kefil konumunda olan davalı A. hakkındaki davanın ise yasal şartlar oluşmadan açılmış olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı A. hakkındaki davanın reddine, davacı ile anlaşarak 20.03.2008 tarihli protokolü düzenleyen davalı M. hakkındaki davanın ise konusu kalmadığından hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali isteğine ilişkin olup mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamından sonra davacı tarafça 20.03.2008 tarihli protokolün sunulduğu, anılan protokolden tarafların dava dosyası ile ilgili olarak anlaştıklarının görüldüğü gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Hükme esas alınan protokol, tarafların mahkeme dışında yapmış oldukları yazılı bir sulh sözleşmesi niteliğindedir.
Mahkeme dışında yapılmış olan sulh şekle tabidir (HUMK. madde 151/5). Kanunun öngördüğü bu şekil, sulh için geçerlilik şartıdır. Buna göre; yazılı sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiğinin duruşma tutanağına yazılması, duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra da tutanağın taraflara (veya sulh için yetkili vekillerine) imza ettirilmesi gerekir. Böylece mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulha dönüşür. Bu şartlara uygun olmayan sulh anlaşması geçersizdir.
Temyize konu olayda ise; yukarıda açıklanan şekil şartları yerine getirilmemiştir. Bu halde geçerlilik şekline riayet edilmeyen sulh anlaşmasına göre karar tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy