(2330 S. K. m. 3)
Dava: Dava dilekçesinde 5.082,90 lira rücuan alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davalının neden olduğu olaylar sonucu yaralanan polis memuruna 2330 sayılı Yasa uyarınca ödenen tazminatın rücuan ödetilmesine ilişkindir.
Mahkemece, olay yeri tutanağında polis memurunun parmağının kırıldığı ve yaralandığına dair açıklama bulunmadığı, illiyet bağının sabit olmadığı ve 2330 sayılı Yasaya göre tazminat koşullarının bulunmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı aleyhine, müştekisi polis memurları olan ceza davası açıldığı, davalının görevli memura direnmekten mahkum olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında bulunan deliller ve özellikle ceza dava dosyası içeriğine göre, cam kırma ve otomobile zarar verme şikayeti ile olay yerine giden polislerce davalıya müdahale edilmek istenirken davalının karşı saldırıya geçtiği, polis memurunun yaralandığı (basit müessir fiil) anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının polis memurunun yaralandığı olaylara doğrudan katıldığı, bizzat yaralamamış olsa dahi eylemin gerçekleşmesinde aktif biçimde yer aldığı ve böylece davalının eylemi ile zararlı sonuç arasında illiyet bağının bulunduğu sonucuna varılmalıdır.
O halde mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile ve doğan zararın kapsamı tespit edilmeden davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy