(2330 S. K. m. 3) (1086 S. K. m. 275) (YHGK 23.02.2005 T. 2005/4-61 E. 2005/95 K.)
Dava: Dava dilekçesinde 2.443,80 TL. tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan rücuen tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı Fatma tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Davada, davalının etkin direnmede bulunduğu dava dışı polis memurlarına davacı idare tarafından 2330 sayılı kanun gereği ödenmiş bulunan nakdi tazminatın rücuen tahsili istenilmiş, mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, haksız fiil 17.11.2003 gününde gerçekleşmiş olup, tazminat İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü nakdi tazminat komisyonunun 14.07.2008 tarihli kararıyla, (karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığına göre) tespit edilmiştir. 2330 sayılıyasanın 3. md. uyarınca güvenlik görevlilerini hizmet sebebi ile uğradıkları zararın belirlenmesinde tazminat verilmesine dair karar tarihindeki en yüksek devlet memuru aylığının brüt tutarı esas alınmaktadır.
Ancak, HGK'nun 23.02.2005 gün, 2005/4-61 E-95 K. sayılı ilamında da benimsendiği gibi, nakdi tazminata konu olayda zarar haksız eylemin meydana geldiği tarihte gerçekleşmiştir. Davalının sorumluluğu da bu tarihte başlayacağından, idarenin davalıya rücu edebileceği tazminatın haksız eylem tarihindeki miktarı esas alınarak belirlenmesi gerekirken, olay gününden uzun bir süre sonra alınmış karar tarihindeki kıstaslara göre belirlenen tazminatın, rücuen tahsiline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Dolayısıyla idarece rücu edilecek nakdi tazminatın hesabında, haksız fiil tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının esas alınması gerekir.
Somut olayda, iki polis memurunun yaralandığı sabit olup, her ikisine de 2330 sayılı kanun gereği ödeme yapılmıştır.
Mahkemece; haksız fiil tarihindeki nakdi tazminata esas aylık ilgili birimlerden sorulup buna göre her iki polis memuru için idarenin ödemekle yükümlü olduğu tazminat miktarı saptanmak suretiyle varılacak uygun sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre kısmen kabule ait hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy