(4721 S. K. m. 120, 121) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Dava dilekçesinde nişanın haksız bozulması nedeniyle, fazlaya ait hak saklı tutularak 5.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, davalı N. ile evlenmek maksadıyla nişanlandığını; düğün gününün kararlaştırıldığını, bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra davalının başka biriyle anlaşarak kaçtığını, davalının bu eyleminin müvekkili ve ailesini çok üzdüğünü iddia ederek; 5.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın, nişanın bozulduğu 15 Ocak 2008 gününden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacının, maddi tazminat talebinin kabulüne; manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın dava gününden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalı, temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinin eline geçmediğini, yargılama sonrası aleyhine verilen karardan ihtiyati haciz kararı nedeniyle hacze gelinmesi sebebiyle haberdar olduğunu ileri sürmektedir.
Dosyanın incelenmesinde, dava dilekçesinin davalıya Tebligat Yasasının 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği ve yargılamanın davalının yokluğunda yapılıp sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Yasasının 21. maddesine göre; kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiç biri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da; muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
Davalıya dava dilekçesinin tebliği için çıkartılan davetiye parçasında; muhatabın, tevziat saatlerinde tarlada olması nedeniyle, tebligatın köy muhtarı azasına tebliğ edildiği yazılı ise de; tüzüğün 28. maddesine göre, tebliğ yapılacak kimsenin ikametgahında muhatap adına tebliğ yapılabilecek başka kimse olup olmadığı belirtilmediği gibi, adreste bulunmama sebebini bilen komşunun ve tebligatın teslim edildiği azanın isimleri de okunaklı yazılmamıştır.
Tebligat Yasasının 21. ve Tüzüğün 28. maddesinde ön görülen şartlar tevsik edilmedikçe bu madde uyarınca yapılan tebligat geçerli sayılamaz.
O halde, davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik sair yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine 16.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy