(818 S. K. m. 61, 66)
Dava: Dava dilekçesinde 618.121,76 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine vekili 20.04.2009 tarihli dilekçesinde; Kızılırmak nehri yatağında devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan 2 ayrı yerdeki kum ve çakıl malzemenin 4.5.1999 ve 27.4.2004 tarihli sözleşmelerle dava dışı Bafra Köylere Hizmet Götürme Birliğine kiraya verildiğini, Birlik tarafından bu dönemlerde ocakların sözleşme dışı kullanıldığı ve Birlikçe değişik şirketlere (ve davalı şirkete) taşeron olarak yasadışı kiraya verildiği, davalı şirketçe fahiş miktarda kum-çakıl malzeme alındığının tespit edildiği belirtilerek kaçak olarak alınan ve önceki davalara konu yapılmayan 523.832 m3 kum-çakıl bedeli 621.121,76 TL.nın, haksız ve hazine aleyhine sebepsiz zenginleşmenin başlangıç tarihi olan 4.5.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabında; davalı şirketin kum-çakıl çıkarma işini idarece yapılan ihale sonucu aldığını, (1999-2004) sözleşmelerde çıkarılacak miktar sınırlaması bulunmadığını, haksız kazanç ve sebepsiz zenginleşme olmayacağını, ayrıca zamanaşımı nedeniyle de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; Hazine'ce, Milli Emlak Kontrolörünün 4.8.2005 tarihli raporunda, davalı şirket tarafından kaçak olarak 523,832 m3 kum-çakıl alındığının ve bedelinin 681.121,76 TL olarak tespit edildiği, davacının 4.8.2005 tarihli raporla iddia ettiği sebepsiz zenginleşmeyi öğrendiği ve tespit edilen bedelin ödenmesi için davalı çalışanına 23.11.2007 tarihinde öngörülen 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçe gösterilerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, tüm dosya kapsamı ve davalı savunması dikkate alınarak mahkemece, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, alt kiracılığın söz konusu olup olmadığı araştırılmak suretiyle, sözleşme ilişkisinin varlığına göre zamanaşımının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile sebepsiz zenginleşme zamanaşımının olaya uygulaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy