MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 6.687.19 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; davacının Türk Telekom A.Ş. ... İl Müdürlüğü nezdinde çalışırken Türk Telekomun özelleştirilmesi sonunda 4046 sayılı özelletirme uygulamarı hakkındaki Kanunun 22.maddesi gereğince ... Milli Eğitim Müdürlüğüne araştırmacı olarak 17.03.2003 tarihinde atandığını halen burada çalıştığını, davalı idare tarafından kendisine gönderilen 04.04.2008 tarihli yazı ile özelleştirme mevzuatı gereği şahsa bağlı haklarının 15.08.2006 tarihinde sona erdiğinin ve kendisine sehven yersiz olarak 15.08.2006 ile 2007 yılı Aralık ayına kadarki dönem için fazladan 6.687 TL’nin ödendiği ileri sürülerek bu bedelin kendisinden istendiğini ve bunun üzerine 28.04.2008 tarihinde davalı idareye geri ödeme yaptığını ancak, idare tarafından kendisine yapıldığı iddia edilen fazla ödemede her hangi bir kusurunun bulunmadığını, idareye yanlış yönlendirecek beyanının ve hilesinin bulunmadığını geri alımın haksız ve dayanaksız olduğunu, kedisinin idare mahkemesine açmış olduğu davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre Adli Yargıdan istenebileceği gerekçesiyle reddedildiği ileri sürülerek 6687 nin davalı idareden istirdadı talep ve dava edilmiştir.Davalı idare cevabında, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Kanunu ve ilgili mevzuat gereği davacının şahsa bağlı haklarının 15.08.2006 tarihinde sona erdiğini, ancak, idarece bu tarihten 15.12.2007 tarhine kadar davalıya sehven yersiz olarak fazladan 6.588 TL ödeme yapıldığını, bu bedelin davacı tarafından davalı idareye geri ödendiği, davacının alacağının bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddini dilemiştir.Makemece, dava dilekçesi, cevap dilekçesi bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davalı idarece yapılan işlemde (geri istemede) davacının herhangi bir kusurunun ve ihmalinin bulunmadığı, davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda daha ziyade Danıştay İçtihadi Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarih 1973/14 K.sayılı karara dayanılmıştır.
Davada, davalı idare tarafından davacıya hatalı ve yersiz ödendiği iddia olunan bedelin davacıdan geri istenmesi sonucunda iade edilen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsili istenmiştir.Danıştay İçtihadı Birleştirme kararı ile çözümlenen husus, hatalı intibak veya hatalı terfi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteminin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığına ilişkindir.Bu Danıştay İBK.nın idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütün hatalı ödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapandan geri alamaması gibi bir sonuç doğuracağı ve bunun da idareyi işlemez duruma getireceği gerekçesiyle savunulamayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.12.1984 tarih 387/997 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. O halde herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemenin Borçlar Hukukunun haksız iktisap kurallarına göre her zaman istenmesi mümkündür. Danıştay İBK'sı, şart tasarruf işlemlerine ilişkin olduğundan somut olayda uygulama alanı yoktur.Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Hukukçu ve strateji uzmanı bilirkişi vasıtasıyla davacının statüsü ve özelleştirme mevzuatı gereği 15.08.2006 ile 15.12.2007 tarihleri arasında davacıya davalı idare tarafından hatalı yersiz ödeme yapılıp yapılmadığı tesbit edilmeli, şayet davalı idare tarafından hatalı ve yersiz ödeme yapılmış ise davalı idarenin dava konusu parayı geri almakta haklı olduğundan davanın reddine, aksi halde ise kabulüne karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy