(818 S. K. m. 62) (YHGK 05.12.1984 T. 1982/13-387 E. 1984/997 K.)
Dava: Dava dilekçesinde 3.592,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davalının 2004 yılı Ocakla 2006 yılı Kasım ayını kapsayan dönemde döner sermayeden 3.592,25 TL fazla ödeme aldığının tespit edildiğini, bu paranın davalıya yersiz olarak ödendiğini ileri sürerek, bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarihli 1968/E. 1973/14 Sayılı kararı gereği hatalı ödemelerin geri alınması için gerekli dava açma süresinin geçtiğini, İdare Mahkemesinde açmış olduğu dava neticesinde mahkemece işlemin iptaline karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalıya döner sermaye ödemelerinin fazla ödendiği ve ödenen miktar konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih 1972/6 E. 1973/2 K. sayılı kararının, davalı yanın savunduğu önceki tarihli Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararını doğrulayıp tekrarladığı, yargılamada bağlayıcı önemi ve niteliği bulunan anılan içtihadı birleştirme kararlarında ancak fazla ödeme yapılan kişilerin gerçek dışı beyanları yahut hileye başvurmaları halinde haksız ödemenin geri alınmasının olanaklı bulunduğunun belirtildiği, somut olayda istenilen fazla ödemenin davalı yanın gerçek dışı beyanı yada hileye başvurmasından kaynaklanmadığı, alacağın ortaya çıkmasından itibaren 60 günlük idari dava açma süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, davacı idarenin; davalıya döner sermayeden hataen fazla ödeme yapılan 3.592,25 TL'nin faiziyle birlikte tahsili istenilmektedir. Dosya kapsamından, davalıya yapılan ödemenin daha önce bu yolda alınmış bir karara dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 62 nci maddesi gereğince, borç olmayanı rızasıyla ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.
Yine, H.G.K., nun 05.12.1984 tarih, 1982/13-387 E. 1984/997 K. sayılı kararında; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından B.K.nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Mahkeme gerekçesiyle belirtilen, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih 1972/6 E. 1973/2 K. sayılı kararıyla Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 gün ve 1968/8-1973/14 Sayılı kararı; idarenin şart tasarrufuna ilişkindir. Somut olayda ise; davacı idarenin davalıya mevzuata aykırı olarak yaptığı hatalı ödemeden söz edilmektedir.
O halde, mahkemece; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin, Borçlar Hukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 15.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy