(1086 S. K. m. 76, 388) (6762 S. K. m. 85)
Dava: Dava dilekçesinde 4.556,22 TL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacıyla davalı arasındaki ticari ilişki sebebiyle kalan 5.522,40 TL tutarlı faturanın tebliğ edildiği, itiraz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine ödenen 1.500,00 TL'nin mahsubuyla kalan 4.022,40 TL alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki haksız itirazın iptali istenilmiş; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
H.U.M.K.nun 73. maddesi uyarınca; kural olarak Hakim, her iki tarafı usulüne uygun şekilde davet etmedikçe hüküm veremez.
Uyuşmazlığın taraflarından davalıya dava dilekçesi ve duruşma günü davetiyesi kendisinin ikamet etmediği, Eyüp adresine tebliğe çıkarılmış, il dışında olduğu belirtilerek muhtara bırakılmıştır. Yapılan bu tebligat TK.nun 21. ve Tüzüğün 28. maddesine uygun değildir. Bu sebeple davalı usulüne uygun davet edilmeden yokluğunda karar verilmiştir. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak hüküm verilmesi savunma hakkını kısıtlamakla bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, herkes iddiasını dayandırdığı olguları ispatla yükümlü olup (T.M.K.md.6), ispat külfeti öncelikle davacı taraftadır. Davalı hukuki ilişkiyi kabul etmemektedir. Alacağın H.U.M.K.288. madde belirtildiği üzere yazılı delille ispati gerekir. Davacı fatura sunmuş ise de irsaliyeli faturada malın teslimine dair davalının imzası yoktur. Bu sebeple fatura tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı gibi, davalı tacir olmadığı, davacı defterleri de usulüne uygun tutulmadığından T.T.K.nun 85. maddesi uyarınca davacı lehine delil kabul edilemeyeceği gözetilmeden, salt davacı defterinde alacağın kayıtlı olması sebebiyle davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy