MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 6.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, müvekkili şirketin ...’da gerçekleştireceği işte çalışacak işçilerin götürülmesi için davalıya 6.000 TL avans verildiğini ve karşılığında teminat için bono alındığını, ancak davalının işçileri götürme işini yerine getirmediği gibi aldığı avansı da iade etmediğini ileri sürerek; 6.000 TL nin 21.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketi temsilen dava dışı ... firmasıyla sözleşme imzaladığını ve bu firmanın bünyesinde istihdam edilecek olan 17 işçiyi yurtdışına götürdüğünü, ancak müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen davacı şirketin teminat olarak verilen bonoyu iade etmediğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın dayanağını oluşturan teminat bonosu nedeni ile borçlu duruma düşen davalının, sözkonusu bononun karşılıksız kaldığını yani bono karşılığında bir takım hizmetler verildiği hususunu bono hükmünde bir belge ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; davacı şirketin, yurtdışında bulunan dava dışı şirkete ait işyerine işçilerinin götürülmesi işini yerine getirmesi için davalı ile haricen anlaştığı, bu anlaşma gereğince davacı şirketçe davalıya 6.000 TL avans verilerek karşılığında teminat bonosu alındığı, ayrıca davalının dava dışı şirket ile yurtdışında çalışacak işçilerin çalışma şartları ile ücretlerinin kararlaştırıldığı protokolü imzaladığı konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davalının yüklendiği işi yerine getirip getirmediği konusundadır.Somut olayda; davaya konu bononun teminat olarak düzenlendiği çekişmesiz olduğundan, alacağın kaynağını oluşturan asıl hukuki ilişkinin yani hizmet sözleşmesinin gereği gibi ifa edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.Bu hususta ispat yükü, yine davalı taraftadır. Ancak davalı bu konudaki iddiasını, üstlendiği işin gereği olan delillerle ispatlamalıdır. Bu bağlamda davalı taraf, işçilerin yurtdışına gönderildiğine ait kayıtlara (davacı şirket ile işçiler arasında imzalanmış olan yurtdışı hizmet sözleşmeleri, işçilere ait pasaport kayıtları, sertifika vb belgeler) delil olarak dayanmıştır.Ne var ki mahkemece, davalı tarafça hizmetin ifa edildiğine ilişkin olarak ileri sürülen bu deliller toplanılmadığı gibi teminat olarak verildiği çekişmesiz olan bono hakkında yanılgılı hukuki görüşleri içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Buna göre mahkemece yapılacak iş; davalı tarafça dayanılan delilleri usulünce toplamak ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy