(4721 S. K. m. 995)
Dava: Dava dilekçesinde 15.000,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; Çankaya İlçesi, Eti Mahallesi 25 parselde kayıtlı, ... numaralı bağımsız bölümün 22.6.1999 tarihinde muvazaalı olarak dava dışı A. T. tarafından davalıya satıldığını, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/594 esas sayılı tapu iptali ve tescili davasının sonunda tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verildiğini, davalının bu süre içindeki kullanımı iyi niyetli olmadığından, dava tarihinden geriye doğru 25.10.2005 'den 27.10.2010 tarihine kadar 5 yıllık mahrumiyet karşılığı 15.000 TL ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 6.727,62 TL 'nın ödenmesi şartıyla tapu iptali ve tescile hükmettiğini, davalının fuzuli şagil olmadığının hapis hakkı bulunduğunu savunmuş davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının fuzuli şagil olmadığı, alacak hakkına dayanarak taşınmazda oturma hakkı bulunduğu, davadan iki gün önce bedel ödendiği halde geriye doğru 5 yıllık ecrimisil istendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Haksız işgal tazminatı (ecrimisil), taşınmaz üzerinde zilyetliği bulunmayan malik tarafından, taşınmaza bir hakka, diğer bir deyişle malike karşı ileri sürülebilir bir hakka dayanmadan iyiniyet olmaksızın, zilyet olan kimseye karşı yöneltilebilen bir talep ve dava türüdür (HGK. 1.11.2000,2000/3-1341 -1584).
T.M.K.nun 995 inci maddesi uyarınca: İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
Somut olayda, davacının davalı alacağına karşılık ipotek verdiği davaya konu taşınmazı borçluyla anlaşan davalının muvazaalı satış işlemiyle satın aldığı sabit olmuş, bu sebeple davacının açtığı tapu iptal ve tescil davası kabul edilmiştir. O sebeple davalının, davacıya ait taşınmazı geçersiz satışla kullanan kötüniyetli kişi olduğu gibi, bu kullanım geçerli tapu kaydına ve mülkiyet hakkına da dayanmamaktadır.
Ayrıca davacı, davalının alacağı olarak hesap edilen 7.727,62 TL'yi tapu iptal tescil davasının açıldığı 6.12.2001 tarihinden başlatılan 14.730,00 TL işlemiş faiziyle birlikte ödediğine göre, para faizsiz yer (ev) kirasız olur ilkesi burada uygulanamayacağından davacının ecrimisil talebinin bu esaslar gözetilerek bilirkişi raporu alınmak suretiyle belirlenen kısım için davanın kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy