(2709 S. K. m. 135) (2577 S. K. m. 2) (2004 S. K. m. 67) (YHGK. 14.04.2010 T. 2010/7-184 E. 2010/214 K.)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde 2.980 TL alacak için takibe itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın yargı yolu yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; davacının 2006 yılındaki genel kurulda davalı Ankara Oto Sanatkarlar Esnaf Odası Yönetim Kurulu üyeliğine 4 yıllığına seçildiğini, bu genel kurulda yönetim ve denetim kurulu üyelerine yapılacak ücretlerin belirlendiği ve davacı yönetim kurulu toplantılarına aralıksız katıldığını, ödemelerin yeni yapılacak seçim sonucunda yapılması konusunda (odanın maddi durumu nedeniyle) karar alındığını, 17.01.2010 tarihinde yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, devir esnasında ödenmeyen alacaklar belirtildiği halde yeni yönetimin ücretleri ödemediğini belirterek, tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptaliyle inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalının anayasanın 135 inci maddesi ve 5362 sayılı yasanın 1 inci maddesinde belirtildiği gibi tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin özel hukuk ilişkisi olmayıp, davacının verilmeyen haklarını 2577 sayılı yasanın 2/b maddesi uyarınca idari yargıda açacağı tam yargı davasıyla talep edebileceği gerekçe gösterilerek davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı başlıklı 2 nci maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre İdari Davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir. Ayrıca, yine aynı yasanın 15/1-a maddesinde ise, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Yani yasanın açıkça adli yargıyı görevli saydığı haller idari yargının kapsamı dışında kalmakta olup bu gibi durumlarda, dava konusu işlemin niteliğine bakılmaksızın adli yargıda görülür. (HGK.14.4.2010 tarih, 2010/184-214 sayılı karardaki gibi)
Somut olayda alacaklı davacı, borçlu Esnaf Odası hakkında ilamsız icra takibi yapmış olup, itiraz üzerine takip durmuş ve davacı görülmekte olan itirazın iptali davasını açmıştır. İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. hükmüne yer verildiğine göre, itirazın iptali davaları açıkça adli yargının görev alanı içine girmektedir.
O halde, itirazın iptali davalarına bakma görevinin adli yargıya ait olduğu göz önüne alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy