(1086 S. K. m. 2, 4)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya dair hakların saklı tutularak şimdilik 5.695 TL'nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın idari yargının görevi alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; davalı kurumun (SGK) müfettişlerinin düzenlemiş olduğu raporlarda; davacı müvekkil kurum (üniversite hastanesinde) da tedavi gören bazı hastaların refakatçileri olmadığı halde refakatçisi varmış gibi gösterilerek fazladan tedavi ücreti çıkartıldığını ve bunlarla ilgili yersiz olarak davalı kurumca davacıya (üniversiteye) fazla tedavi gideri ödemesi yapıldığı ileri sürülerek rapor düzenlendiğini, bu rapor gereği davalı kurum tarafından davacının 2009 yılı Haziran ayı alacağından haksız olarak 8.400,75 TL kesildiğini, oysaki davacı müvekkilinin hukuka aykırı tedavi alacağının bulunmadığı ileri sürülerek fazla dair hakların saklı tutularak şimdilik 5695 TL nın davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece; tensiple birlikte, davanın, davalı olan kamu kurumunun yapmış olduğu idari işleme karşı açıldığı, bu sebeple davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin bakabileceği dava ve işler kanunla belirlendiğinden bunların dışında kalan dava ve işlere Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılacağından, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı davayı İdari Yargı yerinde görülecek dava olarak kabul edip, yargı yolu uyuşmazlığı oluşturacak şekilde görevsizlik kararı veremez.
Konusu para olan alacak davalarında görevli mahkeme, dava dilekçesinde istenen asıl alacağın miktarına göre belirlenir (H.U.M.K. md. 2). Ancak, alacaklı dava açarken fazlaya dair haklarını saklı tutmuş ise o takdirde alacağın tamamı çekişmeli demektir ve H.U.M.K.'nun 4 üncü maddesi gereğince mahkemenin görevi dava edilen alacak miktarına göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair hakkını saklı tuttuğuna göre, müddeabihin davacıdan sorularak ya da bilirkişi raporuyla belirlenerek oluşacak sonuca göre miktarın 7.780 TL'yi geçmesi halinde davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
Kaldı ki, davadaki istem yersiz kesinti sebebiyle sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine dair olup, davada görevli mahkemeler adliye mahkemeleridir. Davalının kamu kurum olması durumu değiştirmez. Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy