(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde 6.000 USD ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş ise de, HUMK'nun 438 inci maddesindeki koşulları oluşmadığından duruşma talebinin reddine karar verildi.
Yargıtay Kararı:
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının annesinden kalan 6 ve 7 nolu taşınmazların davalı kardeşleri tarafından kullanıldığı, 27 nolu bağımsız bölümün ise muris muvazaasıyla davalı M.'in kullandığını belirterek 11.06.2003 tarihinden itibaren 6.000 Dolar karşılığı 7.516 TL ecrimisilin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, 15.10.2009 tarihli kararıyla manevi tazminatı gerektirir bir durum olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, dairemizin 25.03.2010 tarihli kararıyla davacıdan talebinin açıklanması istendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Bozma kararından sonra mahkemece kurulan yeni hükümde, yasal haklarını kullanan insanlardan haksız işgal ödencesinin istenemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Ecrimisil, haksız işgal tazminatı olup, en azı kira geliri, en çoğu ise tam gelir yoksunluğudur.
Davada, davacıyla davalılardan G. ve K. A.'nin 1/3'er paydaş oldukları ve annelerinden intikal eden 6 ve 7 nolu bağımsız bölümlerin davalılar (kardeşleri) tarafından kullanıldığı iddiasıyla diğer 27 nolu dükkanın ise muris muvazaasıyla adına tescil edilen davalı M.'den murisin ölüm tarihi 11.06.2003 tarihinden itibaren ecrimisil talep edilmektedir.
Davalılardan G. ve K. A. tarafından kullanıldığı iddia edilen 7 nolu dairede murisin oturduğu daha sonra mühürlendiği ve kullanılmadığı anlaşılsa da 6 nolu dairenin kiraya verildiği ve 21.05.2008 tarihli tutanakla anahtarın davacıya teslim edildiği sabittir.
Paylı mülkiyetin hukuksal semere (kira) getirmesi halinde intifadan men (yararlanmadan engellenme) koşulu aranmamaktadır.
Dava konusu 27 nolu dükkanın muris muvazaasıyla davalı Muharrem adına tescil edilmiş ise de, İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/890 E. 2006/30 K. sayılı ve 09.02.2006 tarihli kararıyla muvazaaya dayalı satış işleminin iptaliyle davacının miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmiş ve hüküm 23.11.2006 tarihinde kesinleşmiştir. HGK'nun 07.02.1990 tarih ve 1989/3-602, 1990/56 sayılı kararında kabul edildiği gibi, murisin muvazaalı olarak taşınmazı devir ettiğinin mahkeme kararıyla tesbit edilmesi halinde, taşınmazı elinde bulunduran davalının baştan beri kötüniyetli sayıldığı ve ecrimisil ödemekle sorumlu olduğu kesindir.
Bu durumda, mahkemece; dava konusu taşınmazların yukarıda anlatılan ilke ve yöntemler dikkate alınarak ecrimisil yönünden inceleme ve araştırma yapılarak, bu konuda taraflardan delilleri sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy