(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 327) (4787 S. K. m. 4)
Dava: Dava dilekçesinde Bilecik İcra Müdürlüğünün 2010/7502 E. sayılı dosyasında talep edilen nafaka borcunun tespiti, fazla ödemenin istirdadı, masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili; davacıyla davalının gayriresmi birlikteliğinden olan müşterek çocuk için hükmedilen nafakayı haricen davalı hesabına ödediği ve 2008 yılının 8. ayından 2010 yılının 10. ayına kadar çocuk kendisinin yanında olduğu halde, davalının tüm nafaka alacağının tahsili amacıyla icra takibi yaptığını, bu nedenle icra takip dosyasında istenilen nafaka yükümlülüğünün ve birikmiş nafaka borcunun olmadığının tespitiyle fazla ödenen kısmın istirdadına, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, haksız davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabı ile (3. kısım hariç) 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür.
İİK'nun 72 nci maddesi uyarınca açılan menfi tespit (ve istirdat) davası genel hükümlere tabidir. İcra ve İflas Kanununda göreve ilişkin özel bir hüküm öngörülmemiştir.
Davada, nafaka borcunun bulunmadığının tespiti ve fazla ödenen kısmın istirdadı talep edilmektedir. Borcun TMK'nun 327. vd. maddelerinde belirtilen iştirak nafakasından kaynaklandığı ve dolayısı ile Aile Hukukuna ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç, Aile Hukukundan (nafaka yükümlülüğünden) doğduğuna göre; açılan bu davanın 4787 sayılı kanunun 4 üncü maddesi gereğince, Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir.
Bu nedenle mahkemece; ayrı bir Aile Mahkemesi varsa dava dilekçesinin görev yönünden reddi, yoksa davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla bakılması gerekirken, esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, şimdilik diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy