(2709 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 73) (6100 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesi ile; kendisi için aylık 500,00 TL, müşterek çocuk için aylık 300,00 TL tedbir nafakasının davalı eşinden alınarak kendisine verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davacı eş için aylık 200,00 TL, müşterek çocuk için aylık 150,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsili cihetine gidilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinin tarafına usulüne uygun tebliğ edilmediğini, delil ve tanıklarını bildiremediğini, savunma hakkının kısıtlaması sebebiyle mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği için çıkarılan tebligatın 31.5.2011 tarihinde muhatabın bizzat kendi imzasına tebliğ edildiği yazılıdır ancak tebligat mazbatasını Y. Y. isimli kişi imzalamıştır. Davalı ise İ. Y. isimli kişidir.
Yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülüp, iddia ve savunmayla ilgili delillerin eksiksiz toplanıp, yargılamanın bir an evvel sonuçlandırılabilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilip, taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Yeni duruşma günü bildirilmeyerek, davalının yokluğunda yapılan yargılama sonunda sorumluluğuna hükmedilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması doğru olmamıştır. Zira,1982 Anayasası'nın 36., H.U.M.K.'nun 73. ve 6100 Sayılı H.M.K.'nun 27. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin Tebligat Kanunu ve tüzüğüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy