(765 S. K. m. 193)
Silahla yaralama ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından sanıklar Abdullah hakkında, Türk Ceza Yasasının 456/4, 457/1, 193/1, 59/2, 71., 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 27.300 lira ağır para cezasıyla hükümlülüğüne ilişkin, Yahyalı Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1990/37 esas, 1990/154 karar sayılı ve 23.5.1990 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi sanık Abdullah tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 18.1.1991 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 24.1.1991 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen konut dokunulmazlığını bozma ve bıçakla yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık Abdullah'ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 14.03.1991 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Olay günü kararı temyiz edenle birlikte üç fail, mağdurun konut dokunulmazlığını bozmuşlardır.
Mahkeme, üç kişinin T.C. Yasasının 193/2. madde ve fıkrasında geçen birçok kimse terimine girmediği görüşüyle, fail çokluğuna dayalı nesnel ağırlaştırıcı nedeni uygulamamış, sanıklar aynı maddenin ilk fıkrasına göre cezalandırılmıştır.
Birkaç kimse terimi en az üç, birçok kimse terimi ise en az dört kişiyi anlatır yolundaki ve mahkeme kararına temel olan yerleşik yargısal görüş, yanlış verilere, daha doğrusu sanılara dayandığı için kanımca yerinde değildir. Gerçekten, T.C. Yasasının 188/3. maddesi 6123 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önce, 480 ve 482. maddelerinde bir kaç kişi 193/2. maddesinde ise bir çok kimse (ler) terimleri geçmekteydi. Yasa çoğu maddelerde kişi sayısını belli ettiği halde, bu hükümlerde sayı yerine birden çok kişiyi anlatan bu terimleri kullanmıştır.
Bir çeviri metin olan T.C. Yasasındaki bu terim kargaşalığına, Kaynak İtalyan Ceza Yasasında rastlanılmamaktadır.
Gerçekten, 1889 tarihli İtalyan Ceza Yasasının, Türk Ceza Yasasının 188/3, 193/2, 480. ve 482. maddelerinin aslını oluşturan hükümlerinde (md. 154. ayrıca 155/son, 157/2, 393 ve 395) tam bir terim birliği bulunmakta ve ikiden çok kişi (piu porsona) denilmektedir. 1930 tarihli İtalyan Ceza Yasasında da (md. 339/1, 662, 594/son, 595/1) durum aynıdır.
Bundan başka Kaynak İtalyan Ceza Yasasında geçen biri görünür biçimde silahlı birden çok kişi ve kılık değiştirmiş birden çok kişi terimleri (md. 408) Türk Ceza Yasasına biri görünür şekilde silahlı bulunan ikiden ziyade kimseler ve kıyafetini tebdil etmiş olan şahıslar olarak çevrilmiştir (Türk Ceza Yasası, md. 497/2).
Maino şerhindeki çeviriler de, tıpkı T. Ceza Yasasında olduğu gibidir. Bunun anlamı ise şudur: Şerhteki Yasa metni de aynı biçimde çevrildiğine göre, Kaynak Yasa T. Ceza Yasasına değiştirilerek değil, çevrilerek aktarılmıştır.
Görülüyor ki, Kaynak İtalyan Ceza Yasasında geçen birden çok kişi (pik persone) terimi, T. Ceza Yasasına ve Maino şerhine, kimileyin birkaç kişi (md. 188/ 3, 480, 482), kimileyin ikiden çok kimse ve kişiler (md. 497/2), kimileyin de inceleme konusu hükümde (md. 193/2) olduğu gibi birçok kimse biçiminde çevrilmiş bulunmaktadır.
İtalya'da öğreti ve Yargı kararları 1891 yılından bu yana T. Ceza Yasasına başka başka karşılıklarla çevrilen piu persone terimini, iki ya da daha çok kişi olarak anlayıp algıladığı ve uyguladığı halde, Türkiye'de tutarsız çevirinin de etkisiyle, birkaç ve birçok terimleri arasında anlamlı farklar arama çabasına girilmiş; sonunda da, birincisinin üç, ikincisinin dört anlamına gezdiği yolunda bir görüşe ulaşılmıştır. Bununla da kalınmamış, Yargıtay'ın yerinde olmayan bu görüşü, 6123 sayılı Yasa ne T.C. Yasasının 480. ve 482. maddeleri yeniden düzenlenirken, birkaç sözcüğü üç olarak değiştirilmiş, böylece yanlışlık yasallaştırılmış; bir başka deyişle, bilimi uygulamaya yansıtarak gerçeği bulmak yerine, yanlış uygulamayı bilimselleştirme yöntemi seçilmiştir.
Oysa, izlenecek yöntem ve yapılacak iş bellidir. Aynı metni aynı kişi çevirdiğinde bile, her çevirdiğinde aynı sözcükleri başka başka çevirmenin doğal ve olası bulunduğu, nitekim İtalyan Ceza Yasası ve Maino şerhi gibi birden çok kişinin işbölümüyle çevrilen yapıtlarda bunun daha çok olacağı gözetilmeli, kaynak Yasadaki sözcüklere bakılarak yorum yapılmalıydı. Bu yapılmadığı için ulaşılan sonuç, hem Yasada olmayan bir sınırlamayı getirdiği ve hem de yorum kurallarına aykırı olduğu için, tutarlı olmamıştır. Unutulmamalıdır ki T.C. Yasası benimseme (iltibas) ve çeviri yoluyla alınmış bir yasal metindir. Çeviri yanılgılarını ve tutarsızlıklarını düzeltici yorum (interpretation corrective) yoluyla düzeltmek yalnızca olanaklı değil, zama zaman zorunludurda. Kaynak Yasadaki veya bağlayıcının bu yolla ve olarak düzeltilmesi bunun tipik örneğidir. Çünkü, Türk Ceza Yasası Kaynak Yasadan açıkça gerekçe gösterilmeksizin ayrılmadığı, madde metinlerinde, Türk Yasa koyucusunun İtalyan Yasa koyucusuyla irade birliği içinde olduğundan kuşku yoktur. Bu yüzden, Kaynak İtalyan Ceza Yasasının metin ve gerekçelerinden yararlanmak zorunludur.
Belirtilen nedenlerle birkaç, birçok sözcüklerin T. Ceza Yasasında, kaynak Yasadaki gibi iki ya da daha çok anlamına geldiği görüşü benimsenmeli; Yasadaki tutarsızlığa son verilmeli, terim birliği sağlanmalıdır.
Olayımızda, iki ya da daha çok sanık (üç kişi) konut dokunulmazlığını bozmuş ve böylece T.C. Yasasının 193/2. madde ve fıkrasında öngörülen ve nesnel ağırlaştırıcı neden olan fail çokluğu gerçekleşmiştir.
Karar, C. Yargılama Yasasının 326. maddesi gözetilerek bozulmalıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy