(İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 25) (Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 1, 3) (2709 S. K. m. 90) (2253 S. K. m. 20) (765 S. K. m. 30)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü :
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Toplumların geleceği ve teminatı olan çocukların sahip oldukları önemi dikkate alan 10.12.1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 25. maddesinin 2. paragrafında, çocukluğun özel ihtimam ve yardım görme hakkına sahip olduğunu; yine 14.9.1990 tarihinde imzalanan ve 9.12.1994 tarih ve 4058 sayılı Yasa ile onaylanması uygun bulunarak, uyarınca iç hukukumuza dahil olan ve 1. maddesi ile, onsekiz yaşına kadar her insanı çocuk sayan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinin 1. paragrafı da, Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir. hükmünü kabul etmiştir.
Hızla gelişen toplum hayatının ortaya çıkardığı çocuk suçluluğunu önleme amacıyla Kanun koyucu, 2253 sayılı Yasa ile sayıları sınırlı da olsa çocuk mahkemelerini kurmuş; sözü edilen Yasanın 20. maddesinin 2. fıkrası ile, ceza ve tedbirin uygulanmasından önce, gerekirse, uzmanlar marifetiyle, küçüğün çeşitli yönlerden araştırılıp incelenmesi öngörülmüş, bu amaçla, mahkemeye yardımcı olmak üzere, uzman personel görevlendirilmiştir.
Bu açıklamaların ışığında, dava dosyası incelendiğinde, mahkemece, sosyal hizmet uzmanına hazırlattırılan 22.11.2001 tarihli inceleme raporunda, ilkokul mezunu olan küçük sanığın seyyar satıcılık yaptığı, düzenli bir işinin bulunmadığı, sakin, saygılı, ölçülü kişilik özelliklerine sahip olduğu, davranış ve alışkanlık bozukluğu, psiko-patoloji ve verim dışı davranış eğilimi tespit edilmediğinin belirtilmesine karşın sözü edilen Sözleşmesinin 3/1. madde ve paragrafı uyarınca, faaliyetlerinde küçük sanığın yararını temel almak durumunda olan mahkemece, ertelemenin hükmedilen yaptırımın failin kişiliğine uydurulmasını sağlayan bir yargısal bireyselleştirme aracı olduğu da dikkate alınarak söz konusu rapordaki tespit ve görüşler yöntemince tartışılıp reddedilmeden hakkındaki cezaların alt sınırdan belirlenmesine layık görülen ve adli sicil kaydı bulunmayan sanığın müdafiinin erteleme isteğinin yasal deyimlerin tekrarı suretiyle yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi,
2- Para cezaları belirlenirken hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY.nın 30. maddesini değiştiren 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık Mahmut Yavuz müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesinin reddiyle hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy