(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 482) (5275 S. K. m. 122) (5271 S. K. m. 231, 254, 253)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığa yükletilen eylemin, CYY.nın 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunması ve aynı Yasanın 254. maddesindeki kamu davası açıldıktan sonra uzlaştırma işlemlerinin mahkeme tarafından yapılacağı, uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde de kamu davasının düşürüleceğine ilişkin düzenlemenin sanık yararına bulunması karşısında; uzlaştırma işleminin yapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca, 765 ve 5237 sayılı TCY.larının ilgili hükümlerinin denetime olanak sağlayacak biçimde somut olaya ayrı ayrı uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasa hükümlerinin belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan 765 sayılı Yasa uygulanarak hüküm kurulması,
3- Kabule göre;
a- Sövme eyleminin herkese açık olan mağazada meydana gelmiş olup aleniyet öğesi gerçekleşmiş bulunduğu gözetilmeden, TCY.nın 482/3. maddesi yerine, 482/2. madde ve fıkrası ile hüküm kurulması,
b- 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Yasanın 106. maddesinde süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre gecikme zammı uygulanması olanağının bulunmadığının gözetilmemesi,
c- Hükümden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değişik CYY.nın 231. maddesinde öngörülen sanığa yükletilen kovuşturulması yakınmaya bağlı suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğine ilişkin düzenleme karşısında; sanık yararına olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık Fadim Arı müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden 1412 sayılı CYY.nın 326/son maddesi gözetilerek hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy