4. Ceza Dairesi 2007/6579 E., 2007/10875 K. LEHE KANUN UYGULAMASI
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 7 ] 5252 S. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ ... [ Madde 9 ]
"İçtihat Metni"
Görevliyi yaralama suçundan sanık Zaferin, 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 456/4, 271/1. maddeleri gereğince 600 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, (Tokat İkinci Asliye Ceza Mahkemesi)'nce verilip kesinleşen, 27.03.2006 tarihli karar aleyhine, Adalet Bakanlığının 26.04.2007 gün, 22135 sayılı Yasa Yararına Bozma isteği içeren, Yargıtay C.Başsavcılığının
07.06.2007 gün ve 96808 sayılı tebliğnamesine ekli dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede "01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi üçüncü fıkrasında yer alan "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir/' şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran, öncelikle lehe kanunun tespit edilerek uygulama yapılması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi gerektiği gibi somut olayda; mahkemesince adli para cezasının lehe olduğunun kabul edilmesi ve asgari limitinin uygulanması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinin 5 gün olarak kabul edileceği ve bu durumun da sanık lehine olduğu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." denilmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Yasası 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmekle bu tarihten önce işlenen suçlar açısından anılan Yasa'nın zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca failin lehine olan yasanın saptanması gerekmektedir. Lehe yasanın belirlenmesinde izlenecek yöntem ve uygulamanın nasıl yapılacağı 5252 sayılı Yürürlük ve Uygulama Yasası'nın 9/3. maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." biçimindeki hüküm ile açıklığa kavuşturulmuştur. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 23.02.1938 tarih ve 1938/23-9, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.1985 tarih ve 1985/194-525, 25.05.1999 tarih ve 1999/133-142, 23.12.2003 tarih ve 2003/270-290, 30.03.2004 tarih ve 2004/46-78, 20.09.2005 tarih ve 2005/99-103,27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararlarında da lehe yasa belirlenirken gözetilecek ilkeler ve ölçütler gösterilmiştir.
Anılan kararlardan sonuncusunda, "...sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümleri birbirine kanştınlmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir", denilmektedir. İncelenen somut olayda, karşılaştırma, 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Yasalarının ilgili hükümlerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların miktarı esas alınarak yapılmıştır. Mahkemece yukarıdaki ilkelere uyulmadan ve ilgili maddelerde yer alan seçenekli cezalar dikkate alınmadan soyut biçimde gerçekleştirilen karşılaştırmanın yasa ve yönteme uygun bulunmadığında kuşku yoktur. Sanığın sabit kabul edilen eylemi, devlet hastanesinde görevli hemşire Şerife'yi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralamaktır. Sanık lehine olan yasayı belirlemek için anılan eylemin uyduğu 765 ve 5237 sayılı Yasa'ların ilgili hükümlerinin birbiriyle kanştınlmaksızın uygulanması ve somut sonuçlarının karşılaştırılması gerekir. Öncelikle her iki yasada da görevliyi yaralama suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olmadığının tespit edilmesinde yarar vardır, Her iki yasa yönünden ceza uygulamasını, yerel mahkemenin para cezası tercihine ve suç tarihine uygun olarak alt sınırlardan uzaklaşmadan somutlaştırdığımızda 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 61. maddesine 5560 sayılı Yasa'yla eklenen 9. fıkra hükmünün suç tarihi itibariyle uygulanamayacağı da dikkate alınarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılacaktır.
A- 765 sayılı Türk Ceza Yasası uygulaması; TCY'nin 456/4 ve 5252 sayılı Yasa'nın 5/2. maddeleri uyarınca sanığın, 450 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, belirlenen temel ceza aynı Yasa'nın 271/1-1. maddesi gereğince takdiren 1/3 oranında artırılıp sonuç olarak sanığın 600 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
B- 5237 sayılı Türk Ceza Yasası uygulaması; TCY'nin 86/2, 52/1 ve 61/8. maddeleri uyarınca sanığın, 5 temel gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, belirlenen temel ceza aynı Yasa'nın 86/3-c maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak saptanan 7 temel gün sayısı anılan Yasa'nın 52/2. maddesine göre takdir edilen 20 YTL ile çarpılıp, sonuç olarak sanığın, 140 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Elde edilen sonuç cezaları karşılaştırdığımızda, 5237 sayılı TCY'nin sanığın lehine olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkeme kararının hukuka uygun olmadığı açıktır.
Yargıtay C. Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, görevliyi yaralama suçundan sanık Zafer hakkında Tokat İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 27.03.2006 gün ve 2005/539-2006/152 sayılı kararın, 5271 sayılı CYY'nin 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), aynı Yasa maddesinin 4-d fıkrasına göre, karardaki hukuka aykırılık daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle; sanığın lehine olduğu saptanan 5237 sayılı TCY'nin 86/2, 52/1 ve 61/8. maddeleri gereğince sanığın 5 temel gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, belirlenen temel ceza anılan Yasa'nın 86/3-c maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak saptanan 7 temel gün sayısı aynı Yasa'nın 52/2. maddesine göre takdir edilen 20 YTL ile çarpılıp, sonuç olarak sanığın, 140 YTL adli para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, karardaki öbür hususların olduğu gibi bırakılmasına, 17.12.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy