(5237 S. K. m. 257) (5271 S. K. m. 170)
Dava ve Karar: Görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli avukat Hayrettin hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2006 tarihli ve 2006/340-409 sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen 21.05.2007 gün ve 26200 sayılı Yasa Yararına Bozma isteğini içeren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2007 gün ve 109816 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:
Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, şüphelinin davacı Nermin vekili sıfatıyla takip ettiği Çanakkale Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2002/1030 esas sayılı bedel tespiti davasının yargılaması sırasında dosyaya sunulan ve müvekkili aleyhine olan bilirkişi raporlarına itiraz etmeyerek mahkemenin dosyaya sunulan ikinci bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermesine sebebiyet verdiği iddiası ile ilgili olarak mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin asıl yargılamayı yapacak olan mahkemesine ait olması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan C.Y.Y.nın 170/2 maddesinde Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verilmelidir.
İncelenen dosyada, şüpheli avukatın davacı vekili olarak katıldığı duruşmada ve devamında, 1. bilirkişi raporuna göre müvekkili aleyhine dosyaya sunulmuş olan 2. bilirkişi raporunu kabul edip, buna itiraz etmeyerek son kararın bu rapor doğrultusunda verilmesine yol açıp açmadığının, müvekkili olan yakınanın eylemden mağdur olup olmadığına ilişkin delilleri değerlendirme, tartışma ve suçu nitelemenin yargılamayı yapacak mahkemenin görevi olduğu; nitekim C. Savcısının dava açma görevini düzenleyen 5271 sayılı CYY.170. maddesi hükmüne göre, suçun işlendiği hususunda yeterli delil değil, daha geniş anlamlı bir kavram olan yeterli şüphe bulunmasının, savcının dava açan iddianameyi düzenlemesi için gerekli bir neden ve zorunlu koşul olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda şüpheli hakkında dava açılması kararı verilerek yapılacak yargılama sırasında şüphelinin lehine ve aleyhine tüm delillerin görevli mahkemesince tartışılması hukuken isabetli olacaktır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Yasa Yararına Bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesince verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen 10.10.2006 gün ve 2006/340-409 sayılı kararın Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 06.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy