(5326 S. K. m. 29, 35) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 7, 125, 265) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1- Saldırgan sarhoşluk suçuna ilişkin hükümlere yönelik temyizlerde;
5326 Sayılı Kabahatler Yasasının 35. maddesi uyarınca verilen idari para cezasına karşı aynı Yasanın 29. maddesine göre karar karşı yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvuruların bu doğrultuda değerlendirmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, sanıklar Ö. A., V. Ç. ve M. S.'in tebliğnameye uygun olarak, temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2- Sanıklar hakkında görevliye hakaret suçundan kurulan hükümlülük kararlarına yönelik temyize gelince;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık Ö. A.'ın alkollü ve sürücü belgesiz araç kullanması nedeniyle kendisini karakola davet edilip hakkında yasal işlem yapmak isteyen yakınan polis memurlarına diğer sanıklar V. Ç. ve M. S.le birlikte bize kimse işlem yapamaz, bizim Ankara'da tanıdıklarımız var, yarın hepinizi sürdüreceğiz biçimindeki sözlerle tehdit edip, sinkaflı sözlerle hakaret etmeleri eylemleri kül halinde görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden; yazılı biçimde görevliye hakaret suçundan hükümler kurulması,
2- Kabule göre de;
5252 Sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 9. maddesinde lehe olan hüküm, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin yargı denetimine olanak verecek biçimde olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırmak suretiyle belirlenir. hükmüne yer verilmesi karşısında; 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı yasanın 9/3. madde ve fıkraları gözönünde bulundurularak, 765 ve 5237 sayılı TCY. nın ilgili hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanıp ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenmemiş ve bu uygulamanın denetime olanak verecek biçimde gerekçeye yansıtılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı TCK. Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2. madde ve fıkrası uyarınca alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı 450 YTL.sı olarak uygulanacağı gözetilmeden, temel cezada adli para cezasının 489 YTL.sı olarak belirlenmesi,
4- Hükümlerden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca sanıklar yararına olan 5728 sayılı yasanın 562. maddesinin 1. fıkrası ile CYY.nın 231/5. madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de CYY.nın 231/14. madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında; adli sicil kaydında sabıkası bulunmayan sanık V. Ç. ve adli sicil kaydındaki sabıka kaydının silinme koşulları oluşmuş sanık Ö. A. yönünden mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanıklar Ö. A., V. Ç., M. S.'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy