4. Ceza Dairesi 2008/11090 E., 2009/4417 K. HÜKMÜN GEREKÇESİNDE GÖSTERİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR HÜKMÜN KONUSU VE SUÇU DEĞERLENDİRMEDE MAHKEMENİN YETKİSİ KARARLARIN GEREKÇELİ OLMASI
5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 230 ] 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 34 ] 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 193 ] 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 308 ] 2499 S. SERMAYE PİYASASI KANUNU [ Madde 25 ] 2499 S. SERMAYE PİYASASI KANUNU [ Madde 40 ]
"İçtihat Metni"
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
A- Sanık M…
….. Y…
…… hakkında hüküm kurulmamış ise de, ortada temyiz davasına konu bir karar bulunmadığından, dava zamanaşımı içerisinde mahkemesince bu konuda her zaman karar alınabileceğinden, tebliğnameye aykırı olarak bu hususta karar vermeye yer olmadığına,
B- Öbür hükümlere yönelik temyiz istemine gelince;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; 1-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2.10.2001 gün ve 212-197 Sayılı kararı ile benzer pek çok kararlarında sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılmış olması gerekliliği "yargılanmanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanamaması ve cezanın bireyselleştirilmesi" ilkelerinin doğal bir sonucu olduğu açıkça vurgulanmaktadır.1412 Sayılı CMK.nun 223/son ve 225/son maddelerinde belirtilen ayrık hükümler dışında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması olanaklı değildir. Ayrık tutulan 223/son maddesi hükmüne göre de ancak dosya içeriğinden sanığa yüklenen eylemin ilk bakışta suç oluşturmadığının anlaşılması halinde sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilebilecektir. Bu nedenle sanığın sorgusu yapılmadan kanıt takdiri suretiyle beraat kararı verilmesi olanaklı değildir.1.6.2005 tarihinde yürürlülüğe giren 5271 Sayılı CMK.-193/2 ve 195 maddelerinde de 1412 sayılı yasanın sözü edilen hükümlerine paralel bir düzenlemeye yer verilmiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen içtihatların bu tarihten sonra da geçerliliğini sürdürdüğü kabul edilmelidir.
Belirtilen açıklamalara karşın, mahkemece, yukarıda değinilen içtihatlardaki yargısal görüşler irdelenmeden ve somut olayda uygulama koşulları bulunmadığı gözetilmeden, 1412 sayılı CMK.nun 223/son (5271 say lı CMK.nun 193/2) maddesine yanlış anlam verilip, savunması yöntemince saptanmayan sanık Mehmet Bora Çilek'in beraatine hükmolunması,
2) Taşıt Yasasına aykırılık suçlarıyla ilgili olarak;
Anayasanın 141/3, 527 sayılı CYY.sının 34/1, 230/1-c, 5320 SY.nın 8/lmaddesi uyarınca halilhazır yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYY.sının 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve de herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemesine ulaştığı sonuçların iddia savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı ,oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak içimde kararda gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan yalnızca kanıt yetersizliğinden dolayı beraat kararı verilmesi;
a-)2499 Sayılı "Sermaye Piyasası Yasası" nın 40/2 madde ve fıkrası uyarınca kurulan ve aynı Yasanın 2. maddesi gereğince düzen ve işleyişi bu yasa kapsamında olan İstanbul Altın Borsası'nın, sözü edilen yasanın 25/2 madde ve fıkrasına göre "...para evrak ve her çeşit malının devlet malı sayıldığı. ..kurumun başkan ve üyeleriyle diğer personeli görevleriyle bağlantılı olarak işlediği suçlarda devlet memuru sayıldığı..." gözetilip, yargılamaya devamla iddianame konusu eylemlerin gerçekleşip gerçekleşmediği hıususunda emekli Sayıştay denetçilerinden oluşan bilirkişi kuruluna dosyanın incelettirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gereğine uyulmadan, "...Borsalar için yasanın 25/2 maddesinin doğrudan doğruya uygulanmayacağı, 40/3 madde ve fıkrasının da göz önünde tutulması gerektiği, sözü edilen fıkrada (Borsaların malı devlet malı hükmündedir) ibaresinin borsalar için 2499 SY 25/2 maddesinin uygulanmasına kısıtlama getirdiği borsanın tüm malvarlığı için değil para ve para hükmündeki değerler dışında kalan malları için sözü edilen yasanın 25/2 maddesinin uygulanacağı dolayısıyla dava konusu eylemlerin yasada suç olarak tanımlanmadığı..." yolundaki gerekçeyle sanıkların beraatine karar verilmesi;
b-Kabule göre de, sanıkların memur olmadıkları düşünülse bile tüzel kişilik bünyesinde çalışan sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık ya da hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı hususu araştırılıp irdelenmeden vasıfdan beraat kararı verilmek suretiyle C.Y.Y. 225. maddesinin, "(1)Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir" hükmüne aykırı davranılması;
Bozmayı gerektirmiş ve o yer C.Savcısıyla katılanlar Sermaye Piyasası Kurulu ve İstanbul Altın Borsası vekillerinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanm bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuç dırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy