(5237 S. K. m. 52, 62, 289) (5271 S. K. m. 231, 267)
Dava: Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık M.B.in 5237 s. Türk Ceza Kanununun 289/1-son, 62, 52. maddeleri uyarınca 740 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/03/2009 günlü ve 2008/538 esas, 2009/242 s. kararına yönelik itirazın kabulüne ait Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2009 günlü ve 2009/209 müteferrik s. kararının Adalet Bakanlığınca 21.12.2009 tarih ve 2009/72506 s. yazısı ile kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2010 tarih ve 2009296848 s. tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Karar: Tebliğnamede Dosya kapsamına göre, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara, sanık hakkında uygulanan 5237 s. Türk Ceza Kanununun 289/1. maddesinde hapis ve adli para cezasının birlikte öngörülmesine rağmen kararda sadece adli para cezasına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile itiraz edilmiş bulunması karşısında, sanık hakkında uygulanan 5271 s. Kanunun 5560 s. Kanunla değişik 231/12. maddesi uyarınca mahkeme kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ait kısmının itiraza tabi olduğu, sanık hakkında tayin edilen cezaya ait asıl hükmün ise, aynı Kanunun 231/11. maddesi gereğince sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya yükümlülüklerine aykırı davranması halinde, mahkemenin geri bıraktığı hükümü açıklaması üzerine yasa yoluna tabi olması gerektiği cihetle, itirazın yalnızca hükmün geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden tetkiki yerine, yazılı biçimde itirazın kabulüne karar verilmesinde denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 231. maddesinin 12. fıkrasında Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. 267. maddesinde Hakim kararları ile yasanın gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. 271. maddesinin 1. fıkrasında Kanunda yazılı olan haller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. 2. fıkrasında itiraz yerinde görülürse, merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. 4. fıkrasında ise Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları, kesindir;
hükümleri yer almaktadır.
Yasa yararına bozma konusunda bir karar verilebilmesi için itiraz merciinin yetkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Y.C.G.K.nun 3.2.2009 gün ve 2008/250-2009/13 s. kararında da belirtildiği üzere itiraz merciinin yetkisi, önüne getirilen ve tetkiki istenilen itiraz konusu ile sınırlıdır. İncelenen dosyada, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen mahkumiyet hükmünde, sanığa verilen cezanın kanuna aykırı olduğu iddiasıyla itiraz kanun yoluna başvurduğu görülmektedir. Hükmedilen cezanın tür ve miktarındaki hukuka aykırı uygulama, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi durumunda, C.Y.Y.nın 231/11 maddesi uyarınca mahkeme tarafından açıklanacak hükmün tabi olduğu kanun yolu incelemesi sırasında denetlenebilecektir. Somut olayda, itiraz merciince incelenecek husus, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu sebeple itiraz merciinin yetkisi, 5271 s. C.Y.Y.nın 231/6 maddesinde üç bent halinde sıralanan uygulama koşullarının varlığını denetlemekten öteye geçemeyecektir.
Eylemin, sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği veya suç oluşturup oluşturmadığı, hükmedilen cezanın tür ve miktarının ya da nitelendirmenin isabetli olup olmadığı ve benzeri konulardaki hukuka uygunluk denetiminin itiraz kanun yoluyla yapılması olanaklı değildir. Kanun koyucunun amacının da 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, yetki aşımına yol açacak nitelikte geniş kapsamlı bir incelemeye tabi tutulması olmadığı açıktır. Yapılan açıklamalara göre, itiraz merciinin işin esasına girip sanık hakkında hükmedilen cezanın tür ve miktarı yönünden hukuki denetim yaparak verdiği itirazın kabulüne ait kararının, hukuka uygun olmadığı açıktır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarda belirtilen sebeplerle yerinde görüldüğünden, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık M. B. hakkında Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesince itiraz üzerine kesin nitelikte verilen 13.7.2009 tarih ve 2009/209 D.İş s. kararın, C.Y.Y.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 10.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy