(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 55, 296) (5271 S. K. m. 40, 232, 309) (4709 S. K. m. 16)
Dava: Tahkikatı yanlış yola sevk etmek suçundan sanık M. O.'un, 765 s. Türk Ceza Yasasının 296/1. maddesi uyarınca 3 sene hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 günlü ve 2005/51 esas, 2005/241 s. kararının Adalet Bakanlığınca 11.04.2010 tarih ve 22512 s. yazı ile kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 tarih ve 90487 s. tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede Kayden 03.10.1987 doğumlu olan sanığın suçun işlendiği 06.01.2005 gününde 18 yaşını ikmal etmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenen cezadan, 765 s.Yasanın 55/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, indirim yapılmaksızın fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir. Gereği görüşüldü;
Karar: 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 309. maddesinin 1.fıkrasında Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, kanuni nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü kanun yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu kanun yoluna başvurulamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/162-177 s. kararında Karar ve hükümlerde yer alan kanun yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi kanuni zorunluluktur. Anayasanın 4709 sayılı kanunun 16. maddesi ile 03.10.2001 tarihinde değiştirilen 40. maddesinin 2. fıkrasındaki şikayet işlemlerinde ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. 5271 s. C.Y.Y.'nın 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; hüküm fıkrasında ...yasa yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir. 5271 s. C.Y.Y.'nın eski hale getirme başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır. hükmü birlikte değerlendirildiğinde, Kanun koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden kanun yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır... Yapılacak işlem; kanun yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran kanun yolu mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması, gerekmektedir. denilerek kanun yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesini sağlayacak tebligatın içeriği ve yöntemi açıklığa kavuşturulmuştur.
İncelenen somut olayda, mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında kanun yolu başvurusunun türü, süresi, mercii ve başvuru süresinin ne zaman başlayacağı gösterilmiş ise de başvurunun şekli açıklanmamıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunan sanık M. O.müdafi açısından başvuru şeklinin tereddüde yol açmayacak şekilde gösterilmemesi sebebiyle adı geçen sanığın müdafinin yüzüne karşı yapılan yanıltıcı nitelikteki bildirimin hukuken geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Kanuni düzenlemeler ve Y.C.G.K.'nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, sanık M. O.müdafine, mahkumiyet kararına karşı başvurulabileceği kanun yolunun şeklini, türünü, süresini ve sürenin ne zaman başlayacağının açıkça belirtilen yeni bir tebligat çıkartılarak, katılan ve sanığın, kanun yoluna başvuru hakkını kullanmasına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Yapılan açıklamalar göre, sanık M. O. hakkında suçluyu kayırma amacıyla soruşturmayı yanlış yola yönlendirme suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden kanun yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarda belirtilen sebeplere yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 12.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy