MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Tehdit, hakaret
HÜKÜM: Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre hüküm fıkrasında temyiz yasa yolu bildirimi için "tefhimden ve tebliğden itibaren" şeklinde yanıltıcı ibare kullanılması nedeni ile temyiz isteminin süresinde gerçekleştiği kabul edilerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Dairemizin 01.02.2008 tarih ve 7728/1060 sayılı bozma ilamında sanık ... hakkındaki hakaret suçundan verilen hükmün kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verildiği, ret kararı ile birlikte hükmün kesinleştiği gözetilmeden yeniden kurulan hükmün hukuksal değeri olmadığından bu konuda karar vermeğe yer olmadığına,
2- Sanık ...'nun tehdit, sanık ...'nun tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
a) Dairemizin 01.02.2008 tarih ve 7728/1060 sayılı bozma ilamında, 5237 ve 765 sayılı Kanunların tüm hükümlerin somut olaya uygulanarak lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiği belirtildiği, bozma kararına da uyulduğu halde, hakaret suçundan yapılan karşılaştırmada; 5237 sayılı TCK'nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun adli para cezasını da içeren seçenekli yaptırım düzenlemesi, 765 sayılı Kanun'un 482/3 maddesinin hem hapis hem de adli para cezası içermesi karşısında hangi hukuksal gerekçelerle hapis cezasını da içeren 765 sayılı Kanun'un 482/3 maddesinin lehe kabul edildiği açıklanmadan "tarafların uzlaşmayı kabul etmemesi nedeniyle 765 sayılı Kanun'un lehe olduğu" şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hüküm kurularak uyulmasına karar verilen bozma ilamının etkisiz kılınması,
b) Yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden 647 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) 5271 sayılı CYY.nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5.maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve nihayet sanığın kabulü gerekmektedir. Önceki hükümlülük kararının yargılamaya konu suçtan sonra kesinleşmiş veya silinme koşullarının gerçekleşmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır.
İncelenen dosyada, sanık ...'nun sabıka kaydında yer alan eski hükümlülük kararının 09.02.2005 olan kesinleşme tarihinin,24.12.2004 olan suç tarihinden sonra olması göz önüne alındığında sanıklara yüklenen tehdit ve hakaret suçlarının mağdurunun, ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanmadan hukuksal durumlarının belirtilen yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine "zararı karşılama koşulunun oluşmaması ve sanık ...'nun sabıkalı olması" şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanıklar ... ile ...'nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.