(5237 S. K. m. 43, 44, 106, 170) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği, temyizin kapsamı ile suç tarihine göre, sanık E
A
hakkında 02.02.2007 tarihli tehdit eylemi nedeniyle de kamu davası açılmış olmasına karşın, herhangi bir karar verilmemiş ise de; zamanaşımı içerisinde hüküm kurulabileceği olanaklı kabul edilerek dosya görüşüldü:
Karar: 1- Katılanlar A
Ö
ile E
Ö
yönünden temyiz dilekçesinin süresi içinde verilmediği,
Sanık E
A
hakkında mala zarar verme ve hakaret, sanık H
Ö
hakkında tehdit ve hakaret suçlarına ilişkin kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından,
5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUKnın 317. maddeleri uyarınca sanık E
A
müdafii, katılan sanık H
Ö
müdafii ve katılanlar A
Ö
ile E
Ö
vekilinin, sanık E
A
ve katılan sanık H
Ö
yönünden tebliğnameye uygun katılanlar yönünden ise tebliğnameye aykırı olarak, temyiz isteklerinin reddine,
2- Sanık E
A
hakkında kurulan diğer hükümlere yönelik temyize gelince,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
a- Kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret suçlarından kurulan beraat hükümlerinde:
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik katılan H
Ö
vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
b- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükmü ile tehdit suçlarından kurulan beraat hükümlerinde,
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
aa- Sanık E
A
'nın 30.01.2007-01.02.2007 tarihleri arasında katılan H
Ö
'a yönelik gerek telefonda gerekse katılanın evinin önünde gerçekleştirdiği iddia edilen tehdit eylemlerinin, zaman aralığı dikkate alındığında aynı suç işleme kastı altında geçekleştirildiği ve TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında kaldığı düşünülmeden, ayrıca sanığın katılanın evinin önünde tüfekle bir el ateş etme biçimindeki eyleminin silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, ancak TCK'nın 44.maddesinde işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır hükmü karşısında, sanık hakkında silahlı tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek ve sanığın eylemleri bölünerek, bir kısım eylemleri yönünden beraatine, bir kısım eylemlerinden ise mahkumiyetine karar verilmesi,
bb- Kabule göre de,
aaa- Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun topluma karşı işlenen suçlardan olması ve belirli olmayan çok sayıda kişiye karşı işlenmesi nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
bbb- Kayden sabıkasız olan, yargılama sürecindeki davranışları olumlu değerlendirilerek lehine takdiri indirim uygulanan ve kişiliği olumlu görülerek hükmolunan hapis cezaları adli para cezasına çevrilen sanığa yükletilen tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçları nedeniyle dosyaya yansıyan ve talep edilen somut maddi bir zararının bulunmaması karşısında, sanığın hukuksal durumunun, CMK'nın 231/6. maddesindeki yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine, zarar tazmin koşulları yerine getirilmediğinden şartları oluşmayan biçimindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık E
A
ve katılan H
Ö
vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy