Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ... Altunbas'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1-son, 52. maddeleri gereğince 1 ay 15 gün hapis ve 40 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine dair Samsun 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve 2008/1110 esas, 2010/27 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 23.02.2011 gün ve 10738 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve 118328 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, borcu nedeniyle işyerinde yapılan haciz sırasında bir adet cam yemek masasından ibaret hacizli malın sanığa yediemin olarak bırakıldığı ve satış yerine götürmediği için hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmış ise de, benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30.06.2010 tarihli ve 2010/16597-12855 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın savunmalarında haczedilen malın kendisi tarafından satış mahalline götürülmesi gerektiğini bilmediği için götürmediğini açıklaması, dosyada hacizli malın teslim amacı dışında tasarruf edildiğine ilişkin ikrar, tespit veya benzeri herhangi bir delilin de görülememesi karşısında; vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı ve olaydaki gibi bir durumda mahkemece yerinde yapılacak inceleme sonucunda hacizli malların amacına uygun olarak muhafaza edilmekte olunduğunun ve teslim amacına aykırı bir şekilde tasarruf edilmediğinin saptanılması durumunda suçun oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 sayılı T.C.Y.'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1)Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2)Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek. Belirtilen yükümlülükler aynı zamanda T.C.Y.'nın 289. maddesinde öngörülen teslim amacını oluşturmaktadır. Bu açıklamalar karşısında, yediemin sanıktan hacizli malı icra dairesi tarafından belirlenen satış yerine götürmesinin beklenmesi ve satış yerine götürmeme biçimindeki ihmali davranışın teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir.
İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre sanık hakkında icra takibi sırasında haczedilip kendisine yediemin olarak teslim edilen hacizli malı yapılan tebligata karşın satış yerine getirmeyerek muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Dosyada bulunan haciz tutanağı, satış kararı ve birinci artırma tutanağına göre hacizli malın yediemine teslim edildiği yer ile icra dairesince satışın yapılmasına karar verilen yer farklıdır. İcra dairesince sanığa muhtıra gönderilerek hacizli malı belirlenen satış yerine getirmesi istenmiştir. Yukarıdaki paragrafta belirtilen açıklamaya göre, yediemin sanığın hacizli malı satış yerine götürmemesi, teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilemeyecektir. Mahkemece, suçun maddi unsurunun oluşmadığı gözetilmeden kurulan mahkumiyet hükmünün, hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ... hakkında, Samsun 3. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 14.01.2010 tarih ve 2008/1110-2010/27 sayılı kararın, C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığın, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan BERAATİNE,25.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy