(2709 S. K. m. 56, 60) (2872 S. K. m. 2, 3, 8, 11, 12, 15, 20, Ek m. 1) (5237 S. K. m. 181, 182, 183, 184)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I- Genel İlkeler:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56/1. maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3/a maddesinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu sağlığını ve çevreyi koruma prensibi Türk Ceza Kanununun birinci maddesinde Kanunun amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı başta bu Kanunun 181 ila 184. maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanununda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanununun 181. maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
Fıkrada sözü edilen ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık hali; 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu, 3213 sayılı Maden Kanunu gibi kanunların, kapsadıkları alanlarla ilgili olarak çevreyi kirletmeme ilkesi gereğince çerçeve olarak benimsedikleri düzenlemelere dayanılarak oluşturulan yönetmeliklerde açıklanan ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecek olan, arıtma, depolama, imha etme, taşıma, koruma, alıcı ortama verme, uzaklaştırma gibi hususlar bakımından öngörülen yükümlülüklere aykırı davranmayı ifade etmektedir.
Çevreyi kirletmeme prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanununun Kirletme Yasağı kenar başlıklı 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
Yine aynı Kanunun Tanımlar kenar başlıklı 2. maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan artık ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanununun çevreyi kasten kirletme suçunu düzenleyen 181/1, taksirle kirletme suçunu düzenleyen 182/1 ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddelerinde suçun unsuru olarak kabul edilen çevreye zarar verecek şekilde kavramı ise, gerçekleşen somut bir zararı değil, zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali TCK'nın 181. maddesinin 3. fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin 4. fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
II- Yargılamaya Konu Olayda Uygulanacak Mevzuat ve Düzenleyici İşlemler:
2872 sayılı Kanunun ek 1/a maddesi Toprağın korunmasına ve kirliliğinin önlenmesine, giderilmesine ilişkin usul ve esaslar ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 20. maddesinin (j) bendine göre Kanunda ve yönetmelikte öngörülen yasaklara veya standartlara aykırı olarak veya gerekli önlemleri almadan atıkları toprağa vermek yaptırım gerektiren bir eylem olarak tanımlanmıştır.
Alıcı ortam olan toprağın kirlenmesinin önlenmesi başta olmak üzere çeşitli amaçlarla 2872 sayılı Çevre Kanununun ek 1/a maddesine dayanılarak 08.06.2010 tarihinde Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik kabul edilmiştir. Yönetmeliğin Tanımlar kenar başlıklı 4. maddesi;
a) (b) bendi gereğince 05.07.2008 tarihli Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin EK-1inde yer alan sınıflardaki maddeleri,
b) (n) bendi gereğince kendi ekindeki Ek-1 listesinde yer verilen maddeleri,
c) (z/ğğ) bendi gereğince Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin Ek IV listesinde (A) ve (M) ile işaretlenmiş atıklarla, Ek-III/Bde yer alan eşik konsantrasyonu üzerinde değere sahip olan atıkları,
d) (z/hh) bendi gereğince de Tehlikeli Maddelerin ve Müstahzarların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (II) bendinde tanımlanan tehlikeli maddeler ve müstahzarlar ile Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 3. maddesinde yer alan tehlikeli maddeler tanımına giren tüm maddeleri,
Toprağı kirleten ya da kirletme ihtimali olan atık olarak kabul etmiş, (u) bendindeki düzenleme ile de kendi eklerinden olan Ek-2 Tablo 2de yer alan faaliyetleri potansiyel kirletici faaliyetler olarak belirlemiş, ayrıca toprağı kirleten ya da kirletme ihtimali olan atıkların doğrudan toprağa verilmesini yasaklamıştır.
Toprağın korunmasına ve kirliliğinin önlenmesine hizmet eden bu yönetmeliklerin yanısıra, atıkların oluşumundan bertarafına kadar çevre ve insan sağlığına zarar vermeden yönetimlerinin sağlanmasına yönelik esasları belirleyen 2008 tarihli Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik ile Her türlü atık ve artığın çevreye zarar verecek şekilde doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi, depolanması, taşınması vb faaliyetleri düzenleyen 1991 tarihli Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin de toprak kirliliğine ilişkin yasaklamalarına değinmek gerekir.
1991 tarihli Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin 18. maddesi, evsel ve evsel nitelikli endüstriyel atıksuların, fiziksel, kimyasal ve biyolojik işlemleri sonucunda ortaya çıkan, suyu alınmış, kurutulmuş çamuru ifade eden ve katı atık sınıfında kabul edilen arıtma çamurunun, denizlere, göllere ve benzeri alıcı ortamlara, caddelere, ormanlara ve çevrenin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olacak yerlere dökülmesini yasaklamıştır.
Bu durumda, alıcı ortamlardan toprağa verilmesi suç oluşturacak olan atığın, 1991 tarihli Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında bulunması, bu kapsamda değilse;
A) Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 05.07.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi karışısında, 05.07.2008 ile 08.06.2010 tarihleri arasında işlenen eylemler yönünden Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin Ek-1 listesinde belirtilen atık türlerinden olması,
B) 2010 tarihli Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmeliğin 08.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmesi, toprağı kirleten, kirletme ihtimali bulunan atıklara ilişkin önceki yönetmelikten farklı nitelikte atık gruplarını oluşturması nedeniyle de 08.06.2010 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından, 4/b maddesinde bahsedilen kirletici unsurlara ilaveten, atığın;
- (n) bendi ile kendi ekindeki Ek-1de tablo halinde gösterilen jenerik kirletici sınır değerlerini aşması,
- z/ğğ bendinde belirtilen nitelikte tehlikeli atık veya z/hh bendinde tanımlanan tehlikeli madde sınıfına ilişkin koşulları taşıması,
Gerekmektedir.
Farklı tarihlerde farklı atık listeleri benimsenmiş olması karşısında, zaman bakımından uygulama ilkesinin zorunlu sonucu olarak suç tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelikte toprağı kirlettiği yahut kirletme ihtimali taşıdığı kabul edilen atığa, sonradan yürürlüğe giren yönetmelikte de yer verilmiş olmalıdır.
III- Yargılamaya Konu Olay
Sanık hakkında, Mazıdağı ilçesi Sultan Şeyhmus Türbesi civarında hayvan satışı ve hayvan kesimi işi yaptığı, hayvan satışı ve kesimi sırasında çevreyi kirlettiği iddiası ile dava açılmıştır.
Sanık; Türbe ziyaretine gelip kurban kesmek isteyenlere hayvan satışı yaparak geçimini temin ettiğini, kendilerine hayvan satış ve kesimine mahsus yer tahsis edilmediğini, çevredeki kirliliğin tek nedeninin kendisi ve kendisi gibi hayvan satış-kesimi yapan diğer kişiler olmadığını, çevredeki dükkanların da kirliliğe neden olduklarını savunmuştur.
Dosyada bulunan tutanak ve fotoğraflara göre; Türbe etrafında gruplar halinde küçükbaş hayvanların bulunduğu, kesim sırasında oluşan kanların ve hayvanların ayak, kelle, işkembe ile deri gibi parçalarının bir araya toplandığı, etrafta hayvan dışkılarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hayvanların gezinmesi ve küçük gruplar halinde bir arada tutulması sırasında oluşan dışkılar ile kesim nedeniyle oluşan kan, işkembe, kelle, ayak ile deri parçalarının, suç tarihi itibariyle tabi olduğu Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin EK-1 listesi gereğince toprağı kirleten, kirletme ihtimali olan atıklar sınıfına girmediği, dolayısıyla toprak kirliliğinin ve çevrenin kasten kirletilmesi suçunun oluşmadığı kabul edilmelidir.
Alıcı ortam olan toprağı kirletmeyen, kirletme ihtimali olmayan, sadece görsel kirlilik oluşturan ve basit bir çaba ve az masraf ile giderilmesi, ortamdan uzaklaştırılması mümkün olan yüzeysel kirlenme, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20/s bendinden Umuma açık yerlerde her ne şekilde olursa olsun çevreyi kirletenlere 100 Türk Lirası idari para cezası verilir şeklindeki düzenleme ile yaptırıma bağlanmıştır. Sanığa, soruşturma aşamasında hayvan dışkıları nedeniyle 2872 sayılı Kanunun 20/s bendi gereğince idari yaptırım kararı verildiği sabittir.
Hayvanların kesilmesi ile oluşan atıklar yönünden ise; 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 41/3. maddesinde Hayvan kesimine tahsis edilen yerler dışında hayvan kesen veya kesilen hayvan atıklarını sokağa veya kamuya ait sair bir alana bırakan kişiye, elli Türk Lirası idari para cezası verilir şeklindeki düzenleme gereğince aynı Kanunun 24. maddesi dikkate alınarak idari yaptırım kararı verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerekir.
Toprak kirliliği oluşturmayan, dolayısıyla suç olarak kabul edilemeyecek eylem için, suçun ne şekilde oluştuğu da gerekçelendirilmeden çevrenin kasten kirletilmesi suçundan mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar: Açıklanan gerekçelerle sanık İ. A.un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine 01.12.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy