Tehdit, hakaret, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25/12/2007 gün ve 2007/717 esas, 2007/1103 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 06.03.2012 gün ve 2010/5679 esas, 2012/5189 sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
TCY.nın 53. maddesinin her suç için ayrı ayrı uygulanması gerektiğinin gözetilmemiş ise de hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınmasının mümkün olması nedeniyle ve sanık hakkında silahla tehdit suçundan TCK.nun 62. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası yapılması suretiyle sonuç hapis cezasının 1 yıl 8 ay yerine 1 yıl 6 ay olarak belirlenmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
1-Dosyada mevcut nüfus kaydı bilgilerine göre sanığın katılanın damadı olduğunun anlaşılması karşısında mala zarar verme suçu nedeniyle sanık hakkında TCK.nun 167/1 -b maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2-Hakaret, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından TCY.nın 62/2. maddesi gereğince "failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri "gibi hususlar değerlendirilerek, takdiri indirim nedeninin uygulanmasına karşın " sanığın yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık" gerekçe gösterilerek çelişki yaratacak şekilde cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
3-Hakaret ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler nedeniyle yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
4-Kabule göre de ;
08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CYY.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562.maddesinin 2.fıkrası ile de CYY.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece silahla tehdit ve geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Yasaya aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2012 gün ve 2008/48057 sayılı yazısı ile;
"Somut olayda;
Yüksek Daire, sanık lehine olarak, mala zarar vermek suçu açısından "5237 sayılı TCK.nın 167/1-b. maddesinin tartışılmaması", hakaret, mala zarar vermek ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları ile ilgili olarak, "5237 sayılı TCK.nın 62. maddesinin tatbiki sırasında gösterilen gerekçe ile çelişki yaratacak şekilde, cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi" ve hakaret, mala zarar vermek suçlarından, "gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi" ve silahla tehdit ve geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali suçları yönünden, "hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değiştirilen CMK.nın 231/5. maddesinin bu suçlar yönünden de tartışılması" gerektiği hususlarını Yasaya aykırılık olarak görüp, açıkça bir başka Yasaya muhalefet nedeni olan silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay yerine 1 yıl 6 ay hapis cezası tayin edilmesi hususunu karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapmamış, eleştirmekle yetinmiştir.
Hukuki bir kuralın hiç uygulanmaması veya yanlış uygulanması Yasaya muhalefettir. Somut olayda, mahkemece silahla tehdit suçundan tayin edilen 2 yıl hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nın 62. maddesinin tatbiki ile 1/6 oranında indirilmesi sırasında eksik ceza tayin edilmiştir, eleştiri konusu yapılan ancak Yasaya aykırılık teşkil eden bu husus yönünden de kararın bozularak, CMUK.nm 326/son maddesinin tatbiki gerektiğine vurgu yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Zira bir bozma nedeni hakkında eleştiri yapılarak, başka bir nedenden dolayı hükmün bozulması halinde, hukuka aykırı olduğu eleştiri konusu yapılarak sabit görülen bir husus, yerel mahkemece hukuka uygunmuş gibi değerlendirilerek ve esasen uygulanması mümkün olamayabilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya seçenek yaptırımlara çevrilmeye ilişkin hükümlerin sanık yararına hukuka aykırı bir şekilde uygulanması söz konusu olabilecektir.
Sanık lehine yada aleyhine tüm Yasaya aykırılık halleri CMUK.nın 326/son maddesine işaret edilerek bozma nedeni yapılması halinde ise, yerel mahkemece doğru uygulama yapılmasını müteakip, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümler ile değerlendirme yapıldıktan sonra CMUK.nın 326/son maddesi gereğince uygulama yapılacaktır. Zira CMUK.nın 326/son maddesinde düzenlenen ve kazanılmış hak kavramıyla açıklanan aleyhe düzeltme yasağı yalnızca, "infaz edilecek sonuç cezanın miktar ve nev'i" yönünden kabul edilmiş, bunun dışındaki diğer hususlar kazanılmış hakkın konusu olarak görülmemiştir. Yüksek Daire tarafından tespit edilen hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmadığında, CMUK.nın 326/son maddesinde düzenlenen kazanılmış hakkın kapsamı da sanıklar lehine, gerçekte hak kazanmadıkları kurumlar uygulanmak suretiyle hukuka aykırı olarak genişleyebilecektir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, itirazın kabulü ile;
"Silahla tehdit suçundan tayin edilen 2 yıl hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nın 62. maddesi ile indirilmesi sırasında 1 yıl 8 ay yerine, 1 yıl 6 ay olarak belirlenmesi" hususunun, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06/03/2012 gün ve 2010/5679 E, 2012/5189 K. sayılı bozma kararındaki diğer hususlar arasına eklenmesi ve CMUK.nın 326/son maddesi gereğince "silahla tehdit suçu yönünden sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunmasına" karar verilerek, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2007 gün ve 2007/717 E, 2007/1103 K. sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmesi, arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 06.03.2012 gün ve 2010/5679 esas, 2012/5189 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25/12/2007 gün ve 2007/717 esas, 2007/1103 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Dosyada mevcut nüfus kaydı bilgilerine göre sanığın katılanın damadı olduğunun anlaşılması karşısında, mala zarar verme suçu yönünden sanık hakkında TCK’nın 167/1-b maddesinde düzenlenen şahsi cezasızlık hükümlerinin uygulama olanağının tartışılmaması,
2-Hakaret, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarında TCK’nın 62/2. maddesi gereğince "failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri "gibi hususlar değerlendirilerek, takdiri indirim nedeni uygulanmasına karşın, "sanığın yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık" gerekçe gösterilerek, çelişki yaratacak şekilde cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
3-Hakaret ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- Silahla tehdit suçunda TCK’nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılırken, hesap hatası sonucu hapis cezasının 1 yıl 8 ay yerine, 1 yıl 6 ay olarak eksik belirlenmesi,
5- 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin her suç için ayrı ayrı tartışılmaması ve 1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrasının gözetilmemesi,
6-Kabule göre de ;
Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına, 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; silahla tehdit ve geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçlarından hükmolunan cezaların tür ve süresine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aleyhe temyiz olmadığından, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy