Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.07.2005 tarih ve 2005/36 esas, 2005/722 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 25/09/2007 gün ve 2006/917 esas, 2007/7286 sayılı kararıyla;
"2- Sanık ... hakkında görevliye etkin direnme suçundan kurulan hükümlülük kararına yönelik temyizde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen görevliye etkin direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ...'in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2012 gün ve 2012/214421 sayılı yazısı ile;
“Sanık ... 01.01.2005 tarihinde işlediği görevli memura karşı etkin direnme suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda cezalandırılmıştır. İlâmda Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2002 kesinleşme tarihli hırsızlık suçundan verilen ceza 5237 sayılı 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Yasasının 58/6 maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerine göre esas alınarak mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın çektirilmesine karar verilmiştir. Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesine göre suç tarihinde yürürlükte olmayan TCK'nun 58/6,7 maddeleri sanık hakkında uygulanmıştır. Yine aynı yasanın 7/2. maddesine göre de bu uygulama sanığın lehine değildir. Buna rağmen Yargıtay 4. Ceza Dairesi zuhulen hükmün onanmasına karar vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talepleri mercide hata oluşturmakta olup, mahkemelerin ret kararları yok hükmündedir.
Sonuç ve istem: Bu nedenle; konunun bir kez daha müzakeresi suretiyle, 05.07.2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı kanunun 99. maddesi ile CMK'nun 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkraları uyarınca Yüksek Dairenizin 25.09.2007 tarih, 2006/917 esas, 2007/7286 karar sayılı onama kararı kaldırılarak; Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.07.2005 tarihli 2005/36 esas, 2005/722 karar sayılı kararının itirazımızdaki nedenle CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASI, yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden ilâmdaki "sanıklardan ...'in Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/09/2002 tarihinde .....tekerrüre esas sabıkasından sonra suçu işlediğinden aynı yasanın 58/6, 7 maddesi gereğince cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve hakkında denetimli serbestlik uygulanmasına" şeklindeki kısmın hükümden çıkartılmak suretiyle CMUK'nun 322. maddesi uyarınca ONANMASI, aksi taktirde itirazımızın taktir ve tartışması için dosyanın Yüksek Ceza Genel Kuruluna TEVDİİ; kamu adına arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
İncelenen dosya içeriğine göre, sanık ...’in 01.01.2005 tarihinde işlediği silahla görevi yaptırmamak için direnme suçundan, Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.07.2005 tarihli kararı ile lehe olan 5237 sayılı TCK’nın 265/1-3-4. maddeleri uyarınca 1 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sabıkalı olduğundan TCK’nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.09.2007 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, 2011 yılında infaza verilen hükümde tekerrür uygulamasının hatalı olduğu gerekçesiyle, infaz savcılığınca mahkemesinden istenilen ek kararın reddedilmesi üzerine, CMK’nın 308. maddesi uyarınca lehe itiraz yoluna başvurulduğu anlaşılmakla,
Dairemizce verilen 25/09/2007 gün ve 2006/917 esas, 2007/7286 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Ankara Asliye 18. Ceza Mahkemesince verilen 26.07.2005 tarih ve 2005/36 esas, 2005/722 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
TCK'nın 7/3. maddesi ve YCGK’nın 30.05.2006 tarih, 2006/5-147-149 sayılı kararı karşısında, sanık aleyhine olup infazı ilgilendiren TCK'nın 58/6-7. maddesi hükmünün 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.