Hakaret suçundan katılan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 482/3 ve 72. maddeleri gereğince 770.00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, karar tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde diğer katılan sanık ...'ın zararını gidermesi şartıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair,... Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2007 tarihli ve 2004/1172 esas, 2007/144 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/12. maddesinde yer alan "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir" hükmü gereğince, kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine ilişkin, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2011 tarihli ve 2009/3175 esas, 2011/3454 sayılı kararını müteakip, dosyanın itirazen incelenmek üzere gönderildiği... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04/05/2011 tarihli ve 2011/539 değişik iş sayılı itirazın reddine dair karar sonrasında, hakkında hükmün bozulmasına karar verilen diğer katılan sanık ... yönünden yapılan yargılama sonucunda, katılan sanık ... yönünden de, Yargıtay bozma ilâmına uyulmadan önce dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bunun usule aykırı olduğu, bozma ilâmına sonradan uyulduğu gerekçesiyle, Ağır Ceza Mahkemesince yapılan işlemin kanunen yok sayılmasına ve katılan sanık ... hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102/4. maddesi gereğince düşürülmesine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21/12/2011 tarihli ve 2011/238 esas, 2011/777 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2013 gün ve 131889 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; ... Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2007 tarihli ve 2004/1172 esas, 2007/144 sayılı kararı ile, katılan sanık ...'ın, diğer katılan sanık ...'a yönelik hakaret suçundan 770,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının temyizi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2011 tarihli ve 2009/3175 esas, 2011/3454 sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesinde yer alan "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir" hükmü gereğince kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine ilişkin karar verilmesi ve bu hüküm açısından Yargıtay'ın bozma yönünde herhangi bir kararının bulunmaması, yine dosyanın itirazen incelenmek üzere gönderildiği ... Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine dair, kesin nitelikteki 04/05/2011 tarihli ve 2011/539 değişik iş sayılı kararın verildiğinin anlaşılması karşısında, katılan sanık ... yönünden verilen bu hükmün kesinleşmesine karşın yazılı şekilde davanın zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle düşürülmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret suçundan katılan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2007 tarihli kararıyla, 765 sayılı TCK'nın 482/3. maddesi uyarınca adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın katılan sanık ... müdafii ve diğer katılan sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2011 tarihli ilamıyla, katılan sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraza tabi olması nedeniyle, itiraz merciince karar verilmek üzere mahalline iadesine, diğer katılan sanık ... yönünden ise, hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun hükümlerinin değerlendirilmesi için bozulduğu, bozma üzerine mahkemece sanık ... yönünden tensip yapılarak yargılamaya başlandığı, sanık ... yönünden ise, dosyanın itiraz merciine gönderildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2011 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verildikten sonra, 21.12.2011 tarihli celsede hem sanık ... hem de sanık ... hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, temyiz edilmeksizin kesinleşen bu kararla ilgili, sanık ... hakkında sonradan verilen karar yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık ... hakkında kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, temyiz yoluna başvuran diğer bir sanık hakkında verilen bozma kararının sirayeti suretiyle ele alınarak, düşürülmesine dair verilen kararın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 325. maddesinde; “Hüküm, cezanın tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı sanık lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunmamış olan diğer sanıklara da tatbiki kabil olursa bu sanıklar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler.” hükmü düzenlenmiş,
5271 sayılı CMK’nın 306. maddesinde ise; “(1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.” hükümlerine yer verilmiştir.
Madde gerekçesinde ise bozmanın sirayeti şu şekilde ifade edilmiştir; “Mahkemece verilen hüküm, temyiz etmeyen sanık yönünden kesinleşir ve infaz edilebilir hâle gelir. Kural bu olmakla beraber aynı mahkemece aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen sonuçların doğmasının önlenmesi, adalet düşüncesiyle ve bazı koşullarda Yargıtay’ın bozma kararından temyiz etmeyen sanıkların da yararlandırılması uygun görülmüştür.”
Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemeler ve madde gerekçesine göre, bozmanın sirayetinden sözedilebilmesi için, birden çok sanığın aynı hükümle cezalandırılması, eylemler arasında bağlantı olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir.
İnceleme konusu somut olayda; ... Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2007 tarihli kararıyla sanık ...'in hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, aynı kararda sanık ... hakkında ise yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın her iki sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2011 tarihli ilamıyla, sanık ... hakkında kurulan hükmün itirazı kabil olması nedeniyle mahalline iadesine, sanık ... yönünden ise bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı sonrası sanık ... hakkındaki kararın, itirazen incelenmek üzere ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu mahkemenin 04/05/2011 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilerek kesinleştirildiği görülmektedir. Ancak mahkemece bozma sonrası yapılan 21.12.2011 tarihli celsede, bozma ilamına uyulmadan önce dosyanın itirazen incelenmek üzere Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu durumun usule aykırı olduğu dolayısıyla Ağır Ceza Mahkemesinin kararının yok hükmünde olduğu belirtilerek, sanık ... de yargılamaya dahil edilmek suretiyle her iki sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararının sanık ...'a ilişkin olması nedeniyle, yalnızca bu sanık hakkında yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması gerekirken, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen ve 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca, kararın yeniden ele alınması için gerekli olan ( denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması) koşulları oluşmadığı halde, sanık ...'in de bu yargılamaya dahil edilerek, hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi hukuken geçersiz niteliktedir.
Sonuç olarak, sanık ... hakkında aynı eylemle ilgili olarak, hem kesinleşmiş nitelikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hem de zamanaşımı nedeniyle düşme kararı bulunmaktadır. Sonradan verilen hukuken geçersiz nitelikteki düşme kararının yok hükmünde olduğu belirtilerek, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi durumunda, bu karar şeklen varlığını koruyacak ve infaz, adli sicil kayıtlarının oluşumu gibi hususlarda tereddüt ve karışıklığa neden olabilecektir. Bu nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hukuken geçersiz nitelikteki düşme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden
1- Hakaret suçundan katılan sanık ... hakkında, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21/12/2011 tarih ve 2011/238 esas, 2011/777 sayılı kararın KANUN YARARINA BOZULMASINA,
2- 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi uyarınca bozma doğrultusunda karar verilmek üzere müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.